Ana Sayfa | Yazarlar | Murat Arın | Murat Arın: Global kriz çarpa çarpa ilerliyor

Murat Arın: Global kriz çarpa çarpa ilerliyor

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Murat Arın: Global kriz çarpa çarpa ilerliyor

ABD ve Avrupa'da bankaların kamulaştırılması gibi şok etkisi yaratacak bir karar alınmadığı sürece piyasalardaki ve ekonomideki kan kaybı sürecek gibi gözüküyor

Önceki haftanın gündemi ABD bankalarının kamulaştırılmasıydı. Geçen hafta ise ABD hükümetinin Citigroup'taki hissesini yüzde 40'a kadar çıkarabileceği haberiyle başladı. ABD'nin kamulaştırmaya sıcak bakmaması, farklı yöntemlerle bu sorunu çözme yönünde adımlar atması piyasaların üzerinde yeni bir baskı oluşturdu. Haftanın büyük bölümünde ABD ve Avrupa'da banka hisselerine gelen satışlar borsaları aşağıya çekti. Cuma günü Citigroup'un yüzde 36'sının kamulaştırılması haberi borsaları sakinleştirmedi. İlk tepki olarak bankanın hisseleri yarı yarıya düşerken (hisseler zaten 2007'deki zirveye göre yüzde 95 civarında gerilemişti) borsalardaki satışlar hızlandı.

Geçen hafta sonunda yapılacak ani bir kamulaştırma, global krizin merkezindeki bankaların soruna dönüşmesini ortadan kaldırabilir, piyasalar toparlanma yönünde ilk adımı atabilirdi. ABD ve İngiltere (500 milyar sterlinin üzerinde kötü varlığı garanti eden bir program açıklandı) hükümetleri bankaları sürekli olarak destekleyen kararlar almalarına rağmen, sorunu kökten çözecek bir yönteme adım atmadıkları için piyasalardaki ve ekonomilerdeki kan kaybı sürüyor. Dünya genelinde endeksler kasım ayında görülen en düşük seviyenin altına gerilemiş durumda. Kredi piyasalarında son üç aydır bir iyileşme olmadı. Bankalara aktarılan trilyon dolarlık kaynak, ancak daha önce oluşan zararların kapatılmasına yarıyor. Riskli olarak görülen şirketlerin makul faiz oranlarıyla borçlanması hala mümkün değil. CDS (kredi iflas sigortası) primleri ise aralık ayında yükseldikleri seviyeleri genelde koruyor.
ABD borsalarında S&P 500 Endeksi'nde işlem gören şirketlerin karlılıkları 2008'in son çeyreğinde yüzde 40 oranında azaldı. Goldman Sachs analistleri karlılıktaki düşüşün yüzde 56 oranına ulaşmasını bekliyor. Bilançolar ve şirketlerin yöneticilerinin ileriye dönük beklentileri bu analizi doğruluyor. Geçen hafta en korunaklı sektörler olarak kabul edilen sağlık ve perakende sektörü şirketlerinin hisselerinde de önemli kayıplar yaşandı. Durgunluğun etkileri artık hemen bütün sektörlerde hissediliyor.

Bankaların kamulaştırılması gibi şok etkisi yaratacak bir karar alınmadığı sürece piyasalardaki kan kaybı sürecek gözüküyor. Böyle bir karar alınmadığı için bankalardaki sorunlar aşılıp ekonominin geneli için sağlıklı müdahaleler de yapılamıyor. Avrupa ekonomileri için de sorunlar farklı değil. Bankaların bilançolarındaki zararların yavaş yavaş açıklanması, Doğu Avrupa ekonomilerinin birer birer notlarının kırılması ve bunun yarattığı yeni zararlar Avrupa para birliğinin de dağılacağı yönündeki tartışmaları hızlandırıyor.

İMKB, ekim ve kasım aylarındaki yoğun yabancı çıkışıyla sert biçimde düştükten sonra son dönemde bu kadar kuvvetli bir para çıkışı olmadığı için diğer borsalara göre daha dirençli bir görüntü çiziyor. Çıkmak zorunda olan yabancılar panik halde çıktılar. Ancak aynı durum TL için geçerli değil. Cari açık daralıyor ancak özellikle bankaların sendikasyon kredilerini geri ödemeleri döviz dengesi üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Dünya piyasaları sakinleşmediği sürece TL zaman zaman yavaş zaman zaman hızlı biçimde değer kaybına açık gözüküyor.

Parmak ucundaki 31 milyar dolarlık hata
İsviçre bankası UBS´in Japonya şubesinde çalışan ve borsada işlem yapan bir kişi 310 bin dolar yerine yanlışlıkla 31 milyar dolar değerinde alım emri verdi. İsmi açıklanmayan borsacı, hatayı yaptığı sırada bilgisayar oyunu üreticisi Capcom tahvillerinde işlem yapıyordu. UBS sözcüsü hatanın bilgisayardan kaynaklandığını belirtti. Bankanın şansına 31 milyar dolarlık işlem, seans saati dışında yapıldı ve Tokya borsası tarafından hemen fark edildi. UBS tarafından yanlışlıkla girilen miktar, Capcom tahvillerinin toplam miktarından fazlaydı. Bu, şimdiye kadar yapılan en büyük hatalardan biri fakat ilki değildi.
2001´de yine UBS, yanlışlıkla Japonya´nın en büyük reklam şirketlerinden biri olan Dentsu hisselerinden satış emri vermişti. Hata şirketin borsaya açıldığı ilk gün işlemlerin alt üst olmasına neden oldu. UBS sattığı hisseleri geri aldı ama büyük zarara sebep oldu.
2005´te Mizuho'nun borsacısı bir hisseyi 610 bin yene satacağına, 610 bin hisseyi 1 yene satmayı kabul etti. Bu hata Mizuho´ya 400 milyon dolara mal oldu.
Londra´da Mayıs 2001´de Lehman Brothers işlemcilerinden biri BP ve AstraZeneca´dan istenenin 100 katı fazla hisse için satış emri verince borsada 30 milyar sterlinlik piyasa değeri düşüşüne yol açmıştı. Bear Stearns'ün bir borsa işlemcisi ise 2002´de 4 milyon dolar yerine 4 milyar dolarlık satış emri girince Dow Jones´un 100 puan düşmesine yol açmıştı.

En iyi kapitalist çözüm, İsveç modeli
ABD'de bankaların kamulaştırması gündeme geldiğinden bu yana en iyi çözüm olarak İsveç modeli ortaya atıldı. ABD Başkanı Barack Obama da bir röportajda, İsveç modelinin olasılıklardan biri olduğunu belirtti ancak ABD'nin girişimci -  kapitalist sistemiyle örtüşmediğine dikkat çekti. Ancak ABD'de Peterson Enstitüsü'nde görev yapan İsveçli ekonomist Anders Aslund'a göre İsveç örneği ABD için en iyi en kapitalist çözüm, çünkü gerçek anlamda bir kamulaştırma yapılmıyor. Aslund İsveç modelini ve bunun neden kamulaştırma olmadığını şöyle anlatıyor:

"İsveç bankalarını kamulaştırmadı. İsveç´te ABD´deki Federal Mevduat Sigorta Fonu (bizdeki Tasarruf Sigorta Mevduat Fonu) gibi geçici bir acil durum banka otoritesi kuruldu. Kurumun, tüm banka borçlarını incelemek ve takibe düşenleri belirlemek için, dışarıdan özellikle yabancı birçok danışmanı vardı. Bankalar kötü borçlarını yazmak ve onları kötü bankalara aktarmak zorundaydı. İsveç´te bir tek kötü banka yoktu. Her büyük banka kendi kötü bankasını kurdu. Bunlar Securum, Retriva, Nackebro ve Diligentia gibi sanal isimler aldılar. İsveç´te kriz sırasında kimse kötü varlıklarla işlem yapmadı. Bu tip işlemler gereksiz karışıklık yaratır. Kötü banka bir banka değil, fazla sermaye ya da sermayelendirme ihtiyacı olmayan bir özel sermaye fonu olarak işlev gördü. Amacı, temizlenen bankalardaki iyi kredilere bulaşmasın diye çürük elmaları ayıklamaktı. Kötü bankalar, hızlı iflas satışları yerine uzun yıllara yayılan satışlarla kötü varlıkları eritti. Bu yolla İsveç'te kötü varlıklarda değerinin altında işlem yapmamış oldu. Elde edilen karlar bankalara aktarıldı. Sonunda Securum küçük bir kar bile elde etti."

(Murat ARIN – 01.03.09)

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
5.00