Murat Arın: İMKB dünyanın en sağlam borsası mı?
Küresel piyasalar çok hareketli ve dalgalı geçen bir haftayı daha geride bıraktı. İMKB ise bu dalgalanmaların uzağında kaldı ve hafta boyunca devam eden yükselişlerle TL bazında yeni rekor seviyelere ulaştı.
Wall Street'in gündeminde bilançolar, Bernanke ve stres testleri vardı. Bilançolar bir iyi bir kötü gelmeye devam etti. ABD şirketleri genelde kar beklentilerini karşılamayı başardı ama satış rakamları genelde tatmin edici bulunmadı. Şirketlerin ileriye dönük projeksiyonları, genelde ekonominin yavaşlama işaretleri verdiğine ya da belirsizliklere vurgu yaptı. Bu nedenle iyi kar açıklayan bazı şirketlerin hisse fiyatları satışlarla geriledi. Bu durum ABD ekonomisi için de iyi bir haber değil; belirsizlikler, parası olan şirketlerin bile yatırımları ve yeni istihdamları ertelemeye devam etme eğiliminde olduklarını ortaya koydu.
ABD'de Fed Başkanı Ben Bernanke'nin konuşmasından önce borsalarda yapılan spekülasyonlar da gelişmekte olan bir ülkenin piyasalarında yaşanabilecekleri hatırlattı. Piyasalarda Bernanke'nin Kongre'deki konuşmalarında, bankaları kredi vermeye zorlamak için, Fed'de repo yaptıkları paraya ödenen yüzde 0.25 faizin kaldırılacağını söyleyeceği iddia edildi. Birincisi Başkan Bernanke, böyle bir konuşma sırasında kendi fikirlerini açıklamaya yetkili değil. Fed Açık Piyasa Kurulu (FOMC) toplantılarında bu konuşmalar yapılıyor, kararlar alınıyor ve ardından açıklama geliyor. Burada alınmamış bir kararı Bernanke'nin açıklaması münkün değildi. Nitekim Bernanke Fed'in likiditeyi artırmak için önlem alma noktasında olmadığını söyledi. İkincisi beklenen karar, Wall Street'in "acz içindeki" halini göstermesi açısından önemli. Bankalar daha yüksek faizle değerlendirebilecekleri paralarını, güvenli liman olarak yüzde 0.25 faizle Fed'e veriyorlar. Bu faiz sıfıra inerse niye fikir değiştirsinler ki?
Küresel piyasaların gündemindeki üçüncü konu ise Avrupa bankalarına uygulanan stres testleriydi. Testlerin uygulanma yöntemi konusunda kuşkular olsa da piyasaların biri olumlu biri olumsuz iki gerçeği var. Birincisi krizin ardından büyük bankaların çoğunun sermaye artırımına gitmiş olmaları. Son dönemde sıkıntıya giren bankalara, özellikle İspanya'da sermaye destekleri verildi. Testlerde zayıf mali yapısıyla ortaya çıkan bankalara bu desteğin verileceği biliniyor. Olumsuz gerçek ise bütün bunlara karşın Avrupa bankaları arasındaki güvensizliğin hala sürmesi. Test sonuçlarının ardından bu kilitlenmenin çözülüp çözülmeyeceği belirsizliğini koruyor. Çünkü Avrupa'da bazı ülke iflaslarının gerçekleşmesi ve bu bankaların bilançolarında yer alan tahvil değerlerinin düşmesi durumunda bu testlerin bir anlamının kalmayacağı biliniyor.
Bu karmaşık tablo içinde İMKB küresel piyasaların parlayan yıldızı oldu. Mali yapısı güçlü, karlı bankalar, birkaç holding ve şirkete gelen alımlarla İMKB-100 Endeksi yeni rekor seviyeye ulaştı. Geçen haftaki yazımda İMKB'nin birkaç borsayla birlikte hala boğa piyasasında olduğunu yazmıştım. Bu durum geçen hafta rakamlara yansıdı. MSCI endekslerine göre Türkiye Endeksi, Gelişen Piyasalar Endeksi'ne göre bir anda makası açtı ve pozitif yönde yüzde 12-13 fark oluştu. Bu kadar yüksek pozitif fark son yıllarda bir kez olmuştu. Ekim 2007'de endeksler zirveye ulaştığı zaman İMKB'de pozitif yönde yüzde 20 fark açılmıştı. Mart 2009'da endeksler dibe vurduğu zaman ise Türkiye Endeksi bu kez negatif yönde fark açmış, yüzde 20'nin üzerinde geride kalmıştı.
Soru şu: Son yükseliş İMKB'nin dünyanın en sağlam borsası olduğunu mu gösteriyor yoksa önemli bir trend dönüşünün başlangıcında mıyız?
Bankalar 5 trilyon dolar borç çevirecek
Küresel piyasalar Avrupa'da bankalara uygulanan stres testlerine odaklandı ama testlerin başarıyla sona ermesi bankaların sorunlarının çözüldüğü anlamına gelmiyor. Dünya genelinde bankaları zor bir dönem bekliyor. 2008'dekine benzer büyük bir kriz yaşanmaması için ABD ve Avrupa'da yasalar değişiyor, bankaların büyük riskler almalarına sınırlama getirecek önlemler açıklanıyor. ABD ve Avrupa'da bankalardan yeni vergiler alınması gündemde. Ama bankaları bekleyen zorluklar sadece bununla sınırlı değil.
Dünya genelinde bankalar gelecek üç yılda beş trilyon dolar borcu döndürmek zorunda ve bu büyüklükteki bir borç çevirme mali istikrarı ve büyümeyi tehdit edebilir. İngiltere Merkez Bankası'nın Mali İstikrar Raporu´na göre, İngiltere´deki bankaların yeniden finansman ihtiyacı 2012 sonuna kadar 1.2 trilyon dolar düzeyinde. Yunanistan'la başlayan borç krizinden yara alan Euro Bölgesi bankaları için 2010 ve 2011´de vadesi dolan borçların tutarı ise 1.65 trilyon dolar.
Eğer bankalar bu borçlanmaları yüksek faiz oranları ile yenilemek zorunda kalırlarsa borç servisi maliyetleri bankaların sorunlarından kurtulmalarını zorlaştıracak. Eğer yeniden finansmana gidemez, borçlarını çeviremezlerse varlıklarını satmak ve kredilerini kısmak zorunda kalacaklar. Bu da büyüme üzerinde yeni bir baskı demek. Avrupa bankaları için yapılan ve bu hafta açıklanacak stres testlerinin piyasalarda inandırıcı bulunması bu açıdan da önem taşıyor. (www.finanstrend.com)







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin