Murat Arın: Piyasalarda dörtlü kıskaç sürüyor
İMKB ve TL bir süredir primli işlem görüyor ve iyimser beklentiler, gerçeklerin satılmasını engelliyordu. "Balyoz" gözaltılarının ardından İMKB ve TL hak ettikleri seviyelere geldi
İçerideki sarsıntının dışarıdaki gelişmeleri gölgede bıraktığı bir haftayı geride bıraktık. "Balyoz" gözaltılarının başlamasıyla birlikte aslında kırılgan olan piyasalarda yoğun satışlar geldi, döviz yükseldi. Küresel piyasalar ise kötü haberlere direnç göstermeyi başardı ve dalgalı bir haftayı genelde ciddi bir kayıp vermeden kapattı.
Birkaç haftadır yazılarımda piyasaların üç temel riskin etkisi altında olacağını, buna seçimler öncesinde gerginliğin artmasıyla birlikte iç siyasetin ekleneceğini belirtiyordum. Dışarıdaki engeller arasında, Euro Bölgesi ve ABD en önemli iki başağrısı olmaya devam ediyor. Yunanistan'la ilgili önemsenecek bir olumlu gelişme yok, bu aralar Portekiz fazla gündemde değil ama medyada yer alan haberler İspanya'nın üzerindeki baskıların artacağını gösteriyor. Anlayacağınız oklar daha büyük bir lokma olan İspanya'ya dönmeye başladı.
Hafta içinde kredi derecelendirme kuruluşları Yunanistan'ın notunu kırabileceklerini açıklayınca euro üzerindeki baskı arttı, euro-dolar paritesi geriledi ama 1.34 seviyesindeki önemli destek kırılmadı. Hemen hemen bütün spekülatörlerin euronun düşeceği yönünde pozisyon almasının ardından euro aşırı satım bölgesine indi ve bir süre için satışların düzeltmesi gerekiyor; euro biraz toparlanacak ama bunun ne kadar güçlü olacağı, bundan sonraki seyrine de ışık tutacak. Euro-dolar paritesi 1.39'un üzerine çıkamazsa ya da bu seviyeye bile yaklaşamazsa paritenin hızlanarak düşmeye devam edeceği sonucunu çıkartabiliriz.
Geçen hafta ABD'de de kötü haber sayısı ve durgunluk kaygıları arttı. İşsizlik son aylarda biraz azalır gibi oldu ama haftalık işsizlik başvuruları, işsizliğin yeniden artma eğilimine girdiğini gösteriyor. Yeni ev satışları verisi ise konut piyasasında hemen hemen hiç iyileşme olmadığını ortaya koydu. Hem konut hem ticari gayrimenkul piyasasında fiyatlar diplerde geziyor. Geçen yaz sağlanan vergi teşvikleri piyasanın biraz kıpırdanmasını sağlamıştı ama bu uzun soluklu olmadı. Veriler durgunluğun geri döneceğine dair korkuları artırıyor.
Üçüncü başağrısı olan Çin'den küresel piyasalarda sert satışlara yol açacak bir haber gelmedi ama kredilerin sıkılaşması ve varlık balonunun söndürülmesine yönelik adımlar sürdü. Çin bankaları, sermaye yeterliliklerini artırma konusunda uyarıldı ve bankalar 30 milyar dolar civarında sermaye artırımı için harekete geçti. Bu yönde eğilimin devamı bekleniyor. Sermaye piyasasından sağlanacak bu kaynak biraz daha parasal daralmaya neden olacak. İMKB ve TL bir süredir primli işlem görüyor ve iyimser beklentiler, gerçeklerin satılmasını engelliyordu. "Balyoz" gözaltılarıyla birlikte siyasi risklerin yeniden öne çıkması, primlerin bir anda silinmesine neden oldu. Buna "satılmamış" olan IMF anlaşması etkisini de eklemek gerekiyor. Anlaşma yine gerçekleşmemesine rağmen son durum iskonto edilmemişti. Dış piyasalardaki riskler de fiyatlara tam yansımamıştı. Geçen haftaki satışlar "biraz aşırı" ama bu gerekçelerle İMKB'nin ve TL'nin hak ettikleri seviyelere geldiklerini düşünüyorum. Kısa vadede dış piyasalar izin verirse bir toparlanma yaşanabilir ama hem içeride hem dışarıdaki koşullar toparlanmanın güçlü olmasını engelliyor. Üstelik teknik göstergeler, önemli borsalarda önceki hafta başlayan yukarı doğru hareketin sona ermek üzere olduğunu gösteriyor. Üç hafta önce İMKB-100 Endeksi'nin 45 bin puan civarına ineceğini, doların ise TL karşısında yükseleceğini yazmıştım. Bu beklentilerimi koruyorum.
(Murat Arın - 28.02.10)







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin