Murat Arın: Üç büyük bankanın birer milyarlık karları
ABD ve Avrupa'da siyasetçiler bankalara yeni vergileri sürekli gündemde tuttuklarını dikkate alarak G20 zirvesinden bu yönde bir karar çıkmasını bekleyebiliriz
Küresel kriz, borç krizine dönüşerek yeni bir boyutta devam ederken ABD'den Avrupa'ya kadar birçok ülkede bankalar gündemden düşmüyor. Geçen hafta IMF'in bankalardan vergi ve harç alınması için çalışma yaptığını, bu yöndeki kararın haziran ayı sonunda G20 Liderler Zirvesi'nde alınacağını ve bunun sonucunda Türk bankalarının da 40 milyar TL'ye kadar vergi ödemek durumunda kalabileceğini yazdım. Bankacılık sektörü üzerindeki tek karabulut bu değil. ABD'de bankaların işlemlerini, büyüklüklerini sınırlamayı amaçlayan banka reformu kongrede kabul edildi. Son görüşmelerin tamamlanmasının ardından temmuz başından önce uygulamaya girmesi bekleniyor. Avrupa krizi büyürken Almanya'nın mali sektörü disipline sokma çağrıları da sıklaştı. Almanya mali piyasaların daha sıkı kurallar içinde faaliyet göstermesini isterken Fransa da bu yönde atılan adımları destekliyor. Başbakan Angela Merkel mali reform çağrısı yaptı ve mali piyasaların daha sıkı kurallar içinde faaliyet göstermesini istedi. Almanya, hafta içinde sürpriz bir kararla açığa satış işlemlerine sınırlama getirdi.
Amaç krizlerin tekrarlanmaması
ABD ve Avrupa'da bu adımlar atılırken hükümetin de "suyun akışı"nı izleyerek benzer önlemler almaya yatkın olduğu görülüyor. Hükümet ve bürokraside sessiz biçimde gelişmeler izlenerek hazırlıklar yapıldığı gözleniyor. Peki Türk bankaları buna hazır mı? Türkiye'nin en büyük üç özel bankası yılın ilk çeyreğini yaklaşık birer milyar TL karla kapattı ve bu yüksek karlılıklarıyla yeni vergiler karşısında zorlanmayacaklarını gösteren bir tablo ortaya koydular. Türk bankalarının en büyük karı faiz gelirlerinden ve alınan ücret ve komisyonlardan geliyor. Özellikle bu yıl faiz gelirlerinde ciddi bir artış var. Bunun nedeni Merkez Bankası'nın faizini yüzde 6.5'e indirmesine, hazine tahvil faizlerinin ise yüzde 9 civarına inmesine karşın bankaların bunu özellikle bireysel müşterilerine yansıtmakta isteksiz davranması. Mevduat faizleri bir yıla yakın süredir yüzde 8-9 aralığına inmiş durumda ama tüketici kredi faizleri daha yeni yeni yüzde 15'in altına iniyor. Birkaç ay öncesine kadar yıllık faiz maliyeti çoğu zaman yüzde 20'nin üzerindeydi.
Kredi kartlarındaki faiz Merkez Bankası'nın kontrolünde yüzde 3'ün altına indi. Ama çalıştığım bankalarda destek hesaplara uygulanan yüzde 5'in üzerindeki aylık faizleri görünce gözlerime inanamadım. Bu hesaplardaki yıllık faiz neredeyse yüzde 100'e dayanıyor. Bankaların son birkaç yıldır karlılıklarının düştüğünü söyleyerek sürekli artırdıkları ücret ve komisyonlar da karın öteki boyutu. Üç büyük bankanın sadece ücret ve komisyon gelirlerinin yılık 1.5 milyar TL'ye yaklaşacağı, Garanti Bankası'nda rakamın 2 milyar TL'yi bulacağı görülüyor.
ABD ve Avrupa'da siyasetçiler bankalara yeni vergileri sürekli gündemde tuttuklarını dikkate alarak G20 zirvesinden bu yönde bir karar çıkmasını bekleyebiliriz. ABD'den Avrupa'ya IMF'ten Türkiye'ye dünyanın birçok yerinde bankalar için yeni vergiler ve düzenlemeler için hazırlıklar yapılırken bu rekor düzeydeki karlar dikkat çekici. Sanıyorum gelirlerini artırmak isteyen hükümetin de gözünden kaçmayacak.
Her yerde satış var, risk almayın
Küresel piyasalar neredeyse baştan sona satışla geçen bir haftayı daha geride bıraktı. Avrupa'da borç krizi ve bunun dünya ekonomisine etkileri tartışılırken borsa endeksleri, emtia fiyatları sert biçimde geriledi. Satışlar özellikle haftanın ikinci yarısında hiç durmayacakmış gibi devam etti. Hem satışların geliş şekli hem de teknik grafikler satışların bugünden yarına durulmayacağını gösteriyor.
Bir aydan bu yana borsalarda düşüş olacağını, euro’dan uzak durulmasını tavsiye ediyorum. Ayrıca nisan ortasında 1.47-1.48 seviyesinden dolar alınmasını önermiştim, bu pozisyonları değiştirmeyi gerektirecek bir durum göremiyorum. Bir günden diğerine çok sert iniş ve çıkışlar oluyor ama orta vadeli düşünenler için risk alınmaması gereken bir dönem. Hatta dalgalanmaların aşırı düzeylere ulaşması nedeniyle profesyonel yatırımcıların bile çok hızlı para kaybedeceği bir piyasa var. Önümüzdeki hafta içinde de bu durum değişecek gibi gözükmüyor. ABD borsalarında düşüş yüzde 5-6 daha devam edebilir. Buna bağlı olarak İMKB-100 Endeksi de daha önce görmesi “olası” yer olarak belirttiğim 48-49 bin puan seviyesine gerileyebilir. Bu seviyelerde, altında ya da üstünde orta vadeli alım pozisyonuna geçmek için erken, önce piyasaların dengelenme işaretleri vermesini beklemek gerekiyor.
Euro geçen hafta 1.21 seviyesinden gelen tepkiyle yükseldi ama ana trend bozulmadı ve 1.28 aşılmadıkça euro’nun yükselebileceğinden söz etmek de mümkün değil. Şu andaki görüntü, Almanya'nın euro’yu olumsuz etkileyen müdahaleleriyle düşüşün 1.12 hedefine kadar süreceği yönünde. TL ise dolar 1.60’a yaklaştığı için yükselmiş gözüküyor ama euro ve dolardan oluşan döviz sepeti son bir buçuk yılın en düşük seviyelerinde. Risk almayın.







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin