Ana Sayfa | Yazarlar | Murat Arın | Murat Arın: Yunanistan kurtarıldı ama borç sıkıntısı bitmedi

Murat Arın: Yunanistan kurtarıldı ama borç sıkıntısı bitmedi

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Murat Arın: Yunanistan kurtarıldı ama borç sıkıntısı bitmedi

Küresel piyasalar geçen haftayı AB'nin Yunanistan'ı nasıl kurtaracağını beklemekle geçirdi ve toparlanmaya çalıştı. Ancak hem haber akışı hem de teknik göstergeler piyasaların kısa bir süre sonra yeniden karışacağını gösteriyor.

Küresel piyasaların merkezinde geçen hafta Yunanistan vardı ama bu kez biraz farklı bir biçimde. Hafta boyunca Avrupa Birliği'nin Yunanistan ile ilgili kurtarma kararı ve bunun içeriği beklendi. Piyasalar kurtarma haberleriyle yukarı doğru hareket etmeye çalıştı. Ama bu yükseliş çabaları sınırlı kaldı. Cuma günü hava olumsuza dönmeye başlarken Çin'den gelen parasal sıkılaştırma haberi doların değer kazanmasına, borsalarda ise düşüşe neden oldu.

Kurtarmaya rağmen yükselişlerin sınırlı kalmasının nedeni Yunanistan'ın düze çıkarılmasıyla oyunun sona ermeyeceği gerçeğinden kaynaklanıyor. Yunanistan, sürekli tekrarladığım gibi batmaya bırakabilecek ya da rahatlıkla kurtarılabilecek ölçeklerde. Sorun krizin Portekiz'e, oradan da İspanya'ya sıçramasının nasıl önleneceğinde. İspanya'ya sıçramasıyla birlikte bu kez Alman ve Fransız bankaları hedef haline gelecek. Aynı zamanda İtalya'nın borç yükü ve bankalarının riskleri de gündeme gelecektir. Dolayısıyla Yunanistan'ın nasıl kurtarıldığı değil, krizin büyümesini önlemek için ne yapıldığı önemli.

Aslında AB de belki bu gerekçelerle bir kurtarma planı açıklamadı ama "topyekun savunma"da olduğunu göstererek piyasaya "üzerimize gelmeyin" mesajı vermeye çalıştı. Ama boşluğu gören piyasa oyuncuları için bu açıklamaların hiçbir önemi olmayacak ve sanıyorum Portekiz üzerinden bu savunmayı delmeye çalışacaklar. AB yöneticileri de bu saldırının arkasında hedge fonların olduğunun farkında. Çok tanıdık isimler var. Örneğin 2002 yılında Yunanistan'ın AB kurallarının etrafından dolaşmasına yardım eden Goldman Sachs'ın bugün bir yandan Yunanistan'ın tahvil ihracına yardım eder gözükürken öte yandan bu ülkeye karşı pozisyon aldığı iddia ediliyor. Bu iddiaları gündeme taşıyanlar AIG'nin iflasında yaşananlarla benzerlikleri hatırlatıyor. İspanyol medyasında ise İspanya CDS'lerini satanlar arasında krizden banka hisselerini açığa satarak 20 milyar doların üzerinde kar eden John Paulson'ın fonlarının bulunduğu haberleri yer aldı.

AB içindeki zayıf ülkelere yönelik spekülasyonların süreceğinin bir işareti de euronun değer kaybetmeye devam etmesi. Geçen hafta yavaşlasa da euro-dolar paritesinin 1.34'e doğru inişi sürdü. AB'nin piyasaları ikna edici bir çözüm bulamaması pariteyi önce 1.25'e, iş büyürse daha da düşük seviyelere getirebilir.
Öte yandan ABD'de rakamlar pek parlak değil. Piyasalar AB ülkeleriyle ilgili sorunları kapatıp yeniden ABD'ye odaklandıkları zaman, rakamlar mutlu olacakları bir tabloyla karşılaşmayacaklarını gösteriyor. İstihdamın artması için haftalık işsizlik başvurularının 400 binin altına inmesi gerekiyor ama haftalık veriler 450 bin civarında dolaşıyor. Bu rakamların devam etmesi halinde Şubat ayında işsizlik oranında yeni bir artış sürpriz olmamalı. Konut piyasasıyla ilgili veriler de çok parlak değil. İcralar artıyor, bankaların zararları da. Fiyatlar teşviklerin ardından dibe vurmuş izlenimi verse de birçok eyalette yeniden düşmeye başladı.
Geçen hafta piyasalar için karamsar bir tablo çizdim ve İMKB'nin yüzde 10-12 daha düşebileceğini, doların TL karşısında yükselebileceğini belirttim. Geçen hafta bir kayıp olmadı ama bu görüşümü değiştirecek bir gelişme de yaşanmadı. Hem haber akışı hem teknik göstergeler piyasaların kısa bir süre sonra yeniden karışacağını gösteriyor.  Gerek uzun vadeli düşünenler gerekse kısa vadeli fırsatları kovalayanların temkinli olmalarında yarar var.

Türkiye en riskli 11. ülke

Yunanistan kriziyle birlikte ülkelerin borç sorunlarının piyasaların gündemine yerleşmesinin ardından Credit Suisse ülkeleri risklerine göre sıraladı. İlk iki sırada İzlanda ve Yunanistan'ın yer aldığı liste sekiz kritere göre oluşturuldu. 2009 cari açığı, 2009 bütçe açığı, borç/GSYİH oranı, özel sektör borcu, net dış varlıklar, büyüme beklentisi, CDS fiyatları ve kredi notundan oluşan kriterler puanlandı ve bir not ortaya çıktı.

Buna göre Türkiye 11. sırada yer aldı. Türkiye en riskli ülkeler arasında değil ama iki nedenle üst sırada bulunuyor: 2009 bütçe açığının görece yüksek ve kredi notunun da olması gerekenin altında bulunması. Bu iki alandaki düzelme beklendiği gibi devam ederse Türkiye, sıralamada İtalya ve ABD gibi daha az riskli gözüken ülkelerin de altına inebilir. (www.finanstrend.com)

(Murat Arın - 14.02.10)

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
0