Murat Arın: Piyasalar için bu yaz huzur yok
Dünya ekonomisinde büyümeyle ilgili kaygılar yeniden öne çıkıyor. Üstelik son iki aya ait ilk veriler Türkiye'nin de bu ekonomik yavaşlamadan payını alacağını ortaya koyuyor
Küresel piyasalar satış yoğunluğuyla geçen bir haftayı daha geride bıraktı. Geçen haftanın gündeminde G20 Liderler Zirvesi önemli bir yer tutmuştu ama zirvenin önemli kararlar alınmadan sona ermesi bir anda geri planda kalmasına neden oldu. Bunun yerine dünya ekonomisinin büyümeyle ilgili kaygılar öne çıkmaya başladı. Üstelik son iki aya ait ilk veriler Türkiye'nin de bu ekonomik yavaşlamadan payını alacağını ortaya koyuyor.
G20 Liderler Zirvesi'nde piyasaları etkileyebilecek en önemli kararlardan biri bankalara global vergi uygulanması konusuydu. Avrupa'nın başı çektiği, ABD'nin belli belirsiz taraf olduğu konuda bir sonuca varılamadı. Bununla birlikte Avrupa'nın ve ABD'nin, bankalara vergi uygulanması, riskli işlemlere sınırlama getirilmesi ve sermaye yeterlilikleri konularında kararlılıkları sürüyor. ABD'nin mali reform yasası bir Demoktrat senatörün ölümü nedeniyle iki hafta daha ertelendi, yasaya destek bir kişi azalınca çıkmama olasılığı doğdu ama Cumhuriyetçi Parti'den bir senatörün desteğiyle bunlar aşılacak görülüyor. ABD yasaya bankalara 19 milyar dolar vergi getirilmesini eklemişti, bu madde yasadan çıkarılsa bile yerine bankalara kriz sırasında verilen TARP desteğiyle ilgili bir vergi hazırlığı yapılıyor.
G20 ve bankalar cephesindeki durum biraz sakinleşmekle birlikte geçen haftanın gündemine küresel ekonominin büyüme sorunları yerleşti. Hükümetler Avrupa'nın borç krizinin patlak vermesinin ardından durmaya başlayan ekonomilere teşvik desteği verilmesi ile yüksek bütçe açıkları arasında sıkışmış durumda. G20'de de bu konu gündeme geldi ve yine somut bir karar alınamadı. Ancak yeni gelen veriler ilk çeyrekte hızlı büyüyen ekonomilerin ikinci çeyrekte yavaşlamaya başladığını gösteriyor. Özellikle ABD'de durgunluk işaretlerinin artması hem küresel ekonomi için hem küresel piyasalar için iyiye işaret değil.
Büyümede duralama Türk ekonomisi için de geçerli. Ekonomide ilk çeyrekten itibaren, geçen yılın son çeyreğine göre net bir iyileşme olmadı. Hafta içinde açıklanan ilk çeyrek GSYİH rakamlarına göre ekonomi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11.7 büyüdü ama mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış endekste 2009'un son çeyreğine göre sadece yüzde 0.1'lik bir artış gerçekleşti. İlk gelen veriler, marta kadar yükselerek devam eden ekonominin mayıs ve hazirandan itibaren bu ivmesini kaybetmeye başladığını gösteriyor. Mayıs ayı kapasite kullanım oranının ardından, haziran ayı satınalma yöneticileri endeksi de sert bir düşüş göstererek bir duralamaya işaret etti. Türkiye'nin ihracatında en büyük alıcı Avrupa ülkeleri ve Avrupa'daki sıkıntılar aşılmadıkça bunun yansımalarını Türk ekonomisinde hissetmeye devam edeceğiz.
Küresel piyasalarda haziran ayında iki üç haftalık bir iyiye gidişin ardından, G20 Zirvesi öncesi ve sonrasında satışların yoğunlaşacağını yazmıştım. Son iki haftada yoğunlaşan satışlar bu beklentilerimi haklı çıkardı. Özellikle ABD borsaları yoğun satışların ardından aşırı satış bölgesine girdi, bu nedenle birkaç günlük yukarı doğru bir hareket olabilir ama küresel piyasalardaki satış baskısının kısa sürede kırılması zor gözüküyor. Avrupa'nın borç krizinde somut bir iyileşme yok ve diğer ülkelerde genel bir ekonomik durgunluğu tetikliyor.
Geçen hafta euro-dolarda ilginç bir yükseliş izledik. ECB'nin bankalara bir yıllık ihaleyle verdiği 442 milyar euroluk desteğinin sona ermesinin ardından bankalar bunun yüzde 90'ını kısa vadeli olarak yeniden borçlandı. Korkulan olmadı gözüktü ama durum o kadar parlak değil; bankalar biraz daha az borçlandılar ama ECB'nin daha yüksek faizine diğer bankalardan borçlanamadıkları için razı oldular. ECB'nin bu politikasının piyasada iki sonucu oldu. Euro faizlerinde artış yaşandı ve bütün bu gelişmelerin etkisiyle euro iki günde dolar karşısında yüzde 3 yükseldi. Euro yükselişin sürebileceği seviyeleri zorlamaya başladı ama bu kadar hızlı yükselişin ardından hızlı bir düşüş her şeyi bozabilir.
Türk piyasaları ise özellikle ABD ile karşılaştırıldığında dirençli olmaya devam ediyor. Geçen hafta İMKB-100 Endeksi 54 bin puanın altına indi ama cuma günü yüzde 2'lik bir artışla 55 bin 600 puana ulaştı. Son iki aydır devam eden satış dalgalarına karşın İMKB hala boğa piyasası bölgesinde. Ama dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var. Endeksin 53 bin puan civarına gerilemesinin ardından bu direnç kaybolabilir ve daha kuvvetli satışlar gelebilir. Küresel piyasalardaki koşullar ve iç siyasette yaşanabilecek gelişmeler dikkate alındığında, bu hiç de küçümsenecek bir olasılık değil.
Baltic Dry 40 günde yüzde 45 düştü
Küresel ekonomini göstergelerinden biri sayılan, gemilerle kuru taşımacılık maliyetlerini gösteren Baltic Dry Endeksi 26 Mayıs’tan bu yana yüzde 45 düştü ve 2350 puan seviyesine geriledi. Bunun nedeni bu kez yalnızca ekonomik durgunluk nedeniyle gemilerin boş kalması değil, toplam gemi flosu kapasitesinin talebe göre artık çok fazla olması. Bu nedenle Baltic Dry ardı ardına 25 gün düştü ve son beş yılda görülen en uzun süreli düşüşünü kaydetti. Nakliye maliyetlerinde bu yıl içinde yüzde 22 düşüş gerçekleşti.
Demir madeni ve kömür gibi emtialar için gemi filosu kapasitesi tahminlere göre bu yıl yüzde 16 artacak. Clarkson Research'e göre nakliye talebi bu yıl 634 gemiye eşit miktarda, arz da 1110 gemi kadar artacak. Üstelik Çin'in ekonomiyi biraz soğutmak için aldığı önlemler ve Avrupa'nın borç krizinin sonucunda, Çin'in kömür ve demir madeni ithalatı Nisan ve Mayıs'ta geriledi. (www.finanstrend.com)







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin