Ana Sayfa | Yazarlar | Murat Arın | Murat Arın: Piyasalara yalancı bahar geldi

Murat Arın: Piyasalara yalancı bahar geldi

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Murat Arın: Piyasalara yalancı bahar geldi

Çok uzun süren ve artık kasvet veren düşüşlerden sonra piyasaların toparlanmaya ihtiyacı vardı. Bu düzelme, biraz moral depolanmasını sağlayacak

Forbes Yatırım Raporu'na bir hafta ara vermek zorunda kaldım. Bu arada piyasalardaki fırtına tüm hızıyla devam etti. Ancak bu kez rüzgar piyasaların arkasından esiyordu. Piyasalar son iki haftayı genelde olumlu bir havada geçirdi. Forbes Nisan sayısında daha ayrıntılı olarak anlatmaya çalıştığım gibi piyasalarda bir düzelme süreci başladı. Bu, gerçek bir düzelme süreci değil, yalancı bahar. Çok uzun süren ve artık kasvet veren düşüşlerden sonra piyasaların toparlanmaya ihtiyacı vardı. Bu düzelme, biraz moral depolanmasını sağlayacak ve inişli-çıkışlı bir biçimde de olsa birkaç ay sürebilecek.

Piyasalar ve ekonomiler için gerçek bir toparlanmadan söz etmek için ise erken. Veriler dünyanın her yerinde ekonomilerin daraldığını gösteriyor, işsizlik artıyor, sarmal olumsuz yönde açılıyor. 2009 yılından sonra 2010 yılına da çok umutla bakılmıyor. Bu nedenle birkaç aylık bir iyimserliğin ardından rakamların can sıkıcılığının yeniden öne çıkması, borsaların yeni dip noktalar araması bekleniyor.

Düzelmenin geçici olmasının temel bir nedeni var. ABD ve özellikle de Avrupa'da mali sektörü düzlüğe çıkaracak adımlar henüz atılmış değil. Merkez bankalarının faiz indirimlerine ve faiz seviyelerinin düşük seyretmesine karşın kredi piyasalarındaki kilitlenme aylardır devam ediyor. Bankaların gizli zararları konusunda ABD'de bazı adımlar atıldı ancak bunun sonuçları netleşmedi. ABD'de bankalar bilançolarındaki tahvilleri piyasa fiyatına göre muhasebeleştirme zorunluluğundan kurtuldu. Bu, bugüne kadar trilyon dolara yakın zarar yazan bankaların daha fazla zarar açıklamalarını engelleyebilir. Hatta bazı bankaların karlılığının yüzde 20 kadar artabileceği konuşuluyor. Bu yapay bir iyileşme. ABD yönetiminin iki seçeneği var: Bankalardan kötü varlıkları fonlar yoluyla satın alırken çürüklerle iyileri ayırt edecek ya da bir şey yapmadan bekleyecek. Bir şey yapmazsa bir süre sonra bankalar sorunu önüne yeniden gelecek. Avrupa açısından durumu daha vahim hale getiren ise trilyonlarca euro zarar olduğu Avrupa Komisyonu raporlarına girmiş olmasına karşın hiçbir adım atılmadan beklenmesi. Atlantik'in iki yakasında mali sistem yine patlamaya hazır bomba gibi ama zamanlaması belli değil. Son yazımın başlığı "Dövizde spekülasyon sona eriyor"du. Dolar; dış ticaret verileri ve IMF haberleriyle birlikte 1,60'a indi. Türkiye yıla 10 milyar dolar döviz açığı tahminiyle girmişti ancak varlık barışıyla gelen para, yastık altından çıkan döviz ve altın, ekonomik daralma nedeniyle cari açığın kapanması, döviz açığını yaklaşık 10-15 milyar dolar civarında bir artıya dönüştürdü. Zaman içinde bu durum daha çok hissedilecek. IMF ile bir anlaşma yapılması ve gelen dövizin Hazine'nin kullanımına verilmesi halinde döviz fazlası 40 milyar dolara ulaşacak. Bu durumda, global kriz ne kadar şiddetlense de TL değerlenecektir. Sonuçta bu bir arz - talep dengesi ve yabancı oyuncuların da bu dengeyi bozacak bir güçleri yok.
Baharın tadını çıkarmaya bakın!

Ticaret ve para dolaşımı duruyor
Küresel ticaret, savaş zamanları haricinde daha fazla açıklık ve entegrasyon sebebiyle ekonomilerden daha hızlı genişledi. Ancak şimdi krizle birlikte küreselleşmenin altın çağı bitmiş gibi görünüyor, en azından geçici olarak. Küresel ticaret 2003 - 2007 yılları arasında her yıl yüzde 8.1 büyürken geçen yıl bu hız yüzde 3.2'ye düştü. 2009 ile global ticaret de negatife döndü. Dünya Ticaret Örgütü bu yıl yüzde 9'luk bir düşüş bekliyor, OECD'nin beklentisi ise eksi yüzde 13.5 düzeyinde.

Tabii ki tehdit sadece küresel ticaret hacminin düşmesi değil. Gelişen piyasa ekonomileri son altı ayda büyük miktarda yabancı sermaye çıkışından zarar gördü. Gelişen piyasalara özel sermaye akışları 2007'deki zirvesi olan 1.3 trilyon dolardan geçen yıl 550 milyar dolara düştü. Bu yıl ise girişlerin 200 milyar doların altında kalması bekleniyor.

12.8 trilyon dolar
ABD hükümeti ve Fed, 1930'lardan beri görülen en uzun resesyonun önüne geçmek için krediler, garantiler ve harcamalar dahil 12.8 trilyon doları ortaya koydu. Bu, geçen yıl ABD'de üretilen her şeyin toplamına yakın bir rakam. ABD'nin gayri safi yurtiçi hasılası 14.2 trilyon dolar oldu. Bu rakam, ABD Merkez Bankası, Hazine Bakanlığı ve Sermaye Piyasası Kurulu'nun son taahhütlerini de kapsıyor.

Harcanan para ABD'deki her vatandaşı 42.105 dolar borç sahibi yapıyor ve dolaşımdaki para olan 899.8 milyar doların toplam 14 katı. Ve sonuçta krizin başından bu yana önemli bir mesafe kaydedilmiş değil. ABD Başkanı Barack Obama ve Hazine Bakanı Timothy Geithner, 27 Mart günü Beyaz Saray'da banka kredilerindeki 20 aylık kilitlenmeyi çözmek için desteklerini almak üzere ülkenin en büyük 12 bankasının CEO'larıyla görüştü. Kredi piyasalarındaki kilitlenme kısa süre içinde de çözülecek gibi görünmüyor.

(Murat ARIN – 05.04.09)

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
0