Tatil rahatlığı yerini gerçeğe bırakıyor
Son 10 gündür yaşanan tatil sakinliği, 2009 yılına daha bir umutla bakan...
İŞTE İNSAN-04.01.2009
Murat Arın
Dünya genelinde piyasalar yılı, ılımlı bir havada kapadı. Borsalar genelde yükseldi, paritelerde volatilite yüksekti ancak hareketler belirli bir yönde olmaktan çok iniş - çıkışlar şeklinde yaşandı.
Euro-dolar paritesi 1,39 ile 1,43 arasında gitti geldi. Petrol fiyatları hafta başında İsrail'in Gazze'ye yönelttiği şiddetle 40 doların üzerine çıktı. Rusya'nın, Ukrayna'ya verdiği doğal gazı keseceğini açıklamasıyla bir günde yüzde 14 yükselerek 44 dolara tırmandı. Sakin, haber akışının düşük olduğu bir tatil haftasında bile krizin yarattığı istikrarsızlık fiyatlara dalgalanma şeklinde yansımaya devam etti.
2009’da bizi ne bekliyor
Bu hafta tatilin sona ermesiyle çalkantı artabilir. Piyasalarda son 10 gündür yaşanan tatil sakinliği, 2009 yılına umutla bakan yorumları da arttırdı.
Çok kötü geçen 2008'in ardından, 2009’un o kadar da kötü olmayacağı, hisse senedi fiyatlarının dip seviyelere indikten sonra toparlanmaya başlayacağı, borsaların 2009'u tahminlere göre yüzde 20 ila 60 arasında değişen oranlarda yükselerek kapatacağını içeren yorumlar öne çıktı.
Obama’nın teşvik paketi
Bunlar yeni bir yıla başlarken umutları tazelemek olarak da değerlendirilebilir. Yeni yıla umutla girilmesini sağlayan önemli bir etkenin ABD'nin yeni başkanı Barack Obama'nın göreve başlayacak olması ve ilk iş olarak yürürlüğe koyacağı teşvik paketi olduğunu unutmamak gerekiyor. Paketin 800-850 milyar dolar düzeyinde yani ABD'nin GSYİH'nın yüzde 6'sı büyüklüğünde olması bekleniyor (Bu Türkiye'de 55-60 milyar liralık bir canlanma paketi açıklanmasıyla eşdeğer. Daha 1 milyar liralık bir paket bile açıklanmadı, hükümet hala 'nereden, neyi kısarız'ın peşinde).
ABD ekonomisi toparlanacak mı?
Obama'nın planı, altı aydan iki yıla yayılan bir dönemde etkisini gösterecek ve son çeyrekte yüzde 5 civarında küçülmesi beklenen ABD ekonomisinin toparlanması için olumlu bir etki yaratacak. Ancak bu yılın ilk yarısı için belirsizlikler karamsarlık yaratıyor. En azından benim gibi düşünenlerde...
ABD ve Avrupa'da hükümetlerin müdahaleleri, mali sektördeki sorunları bir süre için yatıştırdı ancak borç yükü fazla olan şirketler için belirsizlik sürüyor. ABD Merkez Bankası (Fed), öncelikli olarak mortgage faizlerine yoğunlaşmış durumda.
Fed, Kasım sonunda piyasadan 600 milyar dolarlık mortgage tahvili satın alacağını açıklamıştı. Geçen hafta bu alımların en geç haziran sonuna kadar tamamlanacağını duyurdu. Mortgage faizleri, yüzde 5,10'a kadar inerek 1971'den bu yana en düşük seviyeye geriledi. Bunun sonucunda mortgage başvuruları patlamış durumda.
Faizler makul seviyelere indi ama...
Ancak talep gösterenler yeni ev satın almak isteyenler değil, büyük çoğunluğu daha önce aldıkları kredilerin faizini düşürmek için krediyi yapılandırmaya gidenler. Faizlerin düşürülmesi de kredilerin geri dönmemesi sorununu çözmüyor.
Taksitlerini düşürenler birkaç ay içinde yine ödeme yapamaz duruma geliyor.
Ancak hükümetler ve merkez bankaları, borç çevirmek zorunda olan şirketlerin iflasın eşiğine gelmiş olduğu gerçeğini hala görmezden geliyor.
Bankalar arasındaki faizler makul seviyelere doğru inmiş durumda. Doların üç aylık libor faizi, yüzde 1,5'in altına indi. Ancak özellikle riskli şirketler için hiçbir iyileşme olmadı. Çöp tahviller için ortalama faiz yüzde 21 düzeyinde. Umalım geç kalınmasın...
TL, sterlinden sağlam çıktı
2008 pariteler açısından en hareketli yıllardan biri oldu. Gelişmiş ekonomilerin para birimleri arasındaki hareketlerle karşılaştırınca TL, euro - dolar sepeti bazında yüzde 28 değer yitirmesine karşın bu paralarla karşılaştırınca çok da kötü bir performans göstermedi.
2008’in şampiyonu Japon Yeni
Geçen yılın en çok kazananı, Japon Yeni oldu. Düşük faiz oranları nedeniyle Japon Yeni'ne karşı alınmış açık pozisyonların kapanması diğer para birimlerinden yene doğru geçişi tetikledi.
Ancak Japon ekonomisinin, en azından diğer gelişmiş ekonomilere göre daha dayanıklı bir tablo ortaya koyması, yenin yıl sonuna kadar gücünü korumasını sağladı. Krizden en fazla etkilenen İngiltere'nin para birimi ise kelimenin tam anlamıyla yere serildi. Öyle ki sterlin yılı, TL karşısında dahi değer kaybederek kapattı.
Euro değer kazanmaya başladı
Son dönemde Japon ekonomisi hızla durgunluğa girerken euro değer kazanmaya başladı ancak Avrupa Merkez Bankası haftaya, faiz indirmek durumunda kalacak. Euro bölgesindeki durgunluk nedeniyle bankanın faizini bir puan indirerek yüzde 1,5'e kadar çekmesi bekleniyor.
Ancak son yıllarda yitirdiği popülaritesini kazanan bir para birimi, 2009'a damga vurmaya aday gözüküyor: İsviçre Frangı, güven arayan paranın yeni adresi olarak öne çıkıyor.
| Döviz ne kazandırdı? TL Karşısında | 2007sonu | 2008 sonu | Değişim (%) |
| ABD Doları | 1,1593 | 1,5218 | 31,27 |
| Euro | 1,7060 | 2,1332 | 25,04 |
| 100 Japon Yeni | 1,0331 | 1,6812 | 62,73 |
| İsviçre Frangı | 1,0284 | 1,4309 | 39,14 |
| İngiliz Sterlini | 2,3215 | 2,2105 | -4,78 |
Kredi krizi gelişen piyasaları sıkıştıracak
2009´da büyük gelişmiş ekonomilerin, üç trilyon dolarlık (2008´dekine oranla üç kat fazla) tahvil ihraç etmesi bekleniyor. Bunların başında ise mali sektörü ayakta tutmak ve ekonomisini canlandırmak için kesenin ağzını açan ABD geliyor.
ABD´nin tek başına yaklaşık 2 trilyon dolar tahvil ihraç edeceği öngörülüyor. Ancak gelişen ülke ekonomilerinin itfası gelen kredileri, borçlanma piyasasından pay kapma yarışını kızıştıracak gözüküyor.
ING Bank'a göre gelişmekte olan hükümetler ve şirketlerin borçlarının altı trilyon 865 milyar dolarlık kısmı, 2009´da itfa olacak. Bu rakam tahvilleri, kredileri, faiz ödemelerini ve ticaret finansmanını içeriyor.
Yüksek kredi notuna sahip hükümetler cazibe merkezi
Ülkelerin bor ödemekte sıkıntı yaşaması beklenmiyor ancak çoğu şirket borçlarını yeniden yapılandırmakla ya da iflasla karşı karşıya gelebilir. ING Bank'a göre yüksek kredi notuna sahip hükümetler ya da şirketler, alıcıları cezbetmeye devam edecek.
Ancak oldukça büyük miktardaki ihraçlar nedeniyle yatırımcılara ulaşmak için yüksek faiz oranları ödemek zorunda da kalacaklar.
Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin sırasıyla 205 milyar dolar, 605 milyar dolar, 257 milyar dolar ve 2 trilyon 437 milyar dolar dış borç ödemeleriyle yüz yüze olacak. Fakat ödemeler için güçlü döviz rezervlerine başvurabilecekler.
ING Bank'a göre Arjantin 2009'da, 64 milyar dolar dış borç ödeyecek. Türkiye’ninse banka ve şirketlerle birlikte toplam 36 milyar dolar itfası bulunuyor. Diğer ülkelerle karşılaştırınca görece düşük bir rakam.







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin