Ana Sayfa | Yazarlar | Murat Arın | Murat Arın: Teşvik, borç, vergi derken piyasalar keskin virajda

Murat Arın: Teşvik, borç, vergi derken piyasalar keskin virajda

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Murat Arın: Teşvik, borç, vergi derken piyasalar keskin virajda

Geçen hafta New York'un yanı sıra Londra'da da sert satışlar hakimdi ama bu durum, Frankfurt ve İstanbul borsalarına aynı ölçüde yansımadı.

Küresel piyasalar kaotik bir haftayı daha geride bıraktı. Hafta Çin'in para birimi yuanı kontrollü biçimde açıklamasının ardından borsalarda yükselişle başladı. Ancak 'yuan sevinci' kısa sürdü, ABD ve Avrupa'da mali reform konusunda atılan adımlar, G20'de alınacak kararlar açısından belirsizlikler, Club Med ülkelerinin borç sorunlarıyla ve bu ülkelerde alacaklı olan bankalarla ilgili kaygılar piyasaların satış ağırlığına dönmesine neden oldu.

Çin, G20 liderler zirvesinde baskı altında kalmamak için para birimi yuanı dalgalanmaya bıraktığını açıkladı. Yuan bunun sonucunda biraz değer kazandı ve bu eğilimin sürmesi yönünde beklentiler arttı. Ama Çin aslında sabit tuttuğu kur üzerindeki kontrolü biraz gevşeteceğini belirtti ve zaman içinde yuan değer kazandığı gibi kaybedebilir de. Örneğin piyasada yuanın değer kazanması beklentisi güçlenince kamu kontrolünde olan bankalar döviz satın alarak bunu frenleyecek yönde adım attı. Yuan konusu zaman zaman gündeme gelecek ama dünyanın en büyük sıkıntısı bu değil.

Zaten pazartesi günü 'yuan sevinci' yaşandıktan sonra borç ve durgunluk kaygıları piyasaların gündemine hakim oldu. Aslında her şey birbirine karışmış durumda ve sorunların hangisine daha fazla önem vermek gerektiği konusunda belirsizlik var. Piyasaların gündemi bir konudan diğerine savulurken borsa endeksleri ağırlıklı olarak aşağı yönde olmak üzere dalgalanmaya devam etti.

Geçen haftanın önemli gündem konularından biri teşviklerin sürüp sürmeyeceğiydi. ABD'de ikinci çeyrekten itibaren büyüme konusunda kaygılar artıyor. Borç sınıra dayanmış durumda, bütçe açıklarını daha fazla büyütme imkanı yok ama bir yandan da büyümenin durmasını engellemek için teşvik gerekiyor. En çarpıcı örnek ABD'de konut alımlarındaki vergi teşviğinin sona ermesinin ardından satışların durma noktasına gelmesi. Yeni ev satışlarının yüzde 33 düştüğü ve verilerin tutulduğu 1963 yılından bu yana en düşük seviyeye gerilediği açıklandı. İstihdamda da önemli bir iyileşme yok ve Avrupa'nın borç krizi artık ABD'nin büyüme hızını olumsuz etkiliyor.

G20 zirvesi öncesinde ABD teşvik çağrısı yaparken borca batmış Avrupa, mali disiplin yönünde atılacak adımların daha önemli olduğunu açıkladı. Bu tartışmaların nasıl sonuçlanacağını ve piyasalara etkilerini hafta başında göreceğiz. Ancak hem ABD hem Avrupa vergi toplama konusunda bankalara yüklenme konusunda birleşmiş gözüküyor. İngiltere'nin yeni hükümeti, bütçe önlemleri çerçevesinde bankalara her yıl 3-4 milyar dolarlık yük getirecek vergileri açıkladı. Almanya ve Fransa benzer vergiler çıkması için çağrı yaptı. ABD, mali reform yasasının içinden büyük bankaların batmasına önlem olarak 150 milyar dolar fon toplanması önerisini çıkardı ama bankalara 19 milyar dolarlık yeni vergiyi yerleştirdi. Önümüzdeki haftalarda G20'de bankalara vergi konusunun yeni sürprizlerle şekillenmeye devam ettiğini görebiliriz. Borç batağındaki ABD ve Avrupa hükümetlerinin gündeminden banka konusu düşmezken bunun piyasaları olumsuz etkilemesi de kaçınılmaz.

Dört hafta önceki yazımda 2-3 haftalık bir yükseliş olabileceğini, bunun ardından satışların yeniden artacağını belirtmiştim. Geçen hafta beklediğim gibi ABD borsalarında satışlar yoğunlaştı. Yön yeniden aşağıya çevrildi ve endeksler yeni dipler yaparak dalgalı biçimde düşmeye devam edebilir. S&P 500 Endeksi 1110 seviyesinin üzerine geçmedikçe ABD hisse piyasasına satışların hakim olacağı gözüküyor.

Geçen hafta New York'un yanı sıra Londra'da da sert satışlar hakimdi ama bu durum, Frankfurt ve İstanbul borsalarına aynı ölçüde yansımadı. Alman DAX Endeksi satışlara direnirken İMKB de ona paralel bir seyir izledi. İMKB açısından şimdilik olumlu bir tablo var. Türkiye'nin borç ve döviz dengesi güven veriyor ama öte yandan siyaset her geçen gün ısınıyor. Örneğin Anayasa Mahkemesi'nin referandum için vereceği kararın ardından erken genel seçim gündeme gelebilir. Kısacası belirsizliklerin hakim olması, olumlu tabloyu değiştirebilir. TL de aynı şekilde çok dirençli gözüküyor ama hem içeride hem de dışarıdaki tablo netleşmeden riskli pozisyonlar almamakta yarar var. Küresel piyasalarda ve içeride satışların bir anda hızlanabileceği bir dönemden geçiyoruz, bunu aklımızdan çıkarmayalım.
 
ECB'nin parası PIGS'e aktı
Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) 2008 yazından bu yana sağladığı likidite olanaklarının üçte ikisi Yunanistan, Portekiz, İrlanda ve İspanya (kısaca PIGS olarak adlandırılıyor) bankaları tarafından kullanıldı. RBS'in ECB verilerine dayanarak hazırladığı çalışmaya göre ECB'nin sağladığı likidite 332 milyar euro artarken bunun 225 milyar eurosu bu dört ülkenin bankaları tarafından borçlanıldı. Bankaların borçlanması yüzde 68 oranında arttı ama bu ülkeler Euro Bölgesi'nin toplam GSYİH'nın sadece yüzde 18'ini temsil ediyor. Bu bankaların ECB fonlamasına ihtiyaç duyması Euro Bölgesi'ndeki sıkıntıların bir yansıması. Bu bankalar, diğerlerinden riskli oldukları gerekçesiyle borç alamıyor. Ancak PIGS bankalarına şu anda riskli oldukları için kredi açmayan bankaların hem bu ülkeler hem de bu bankalarda önemli riskleri bulunuyor. (www.finanstrend.com)

Murat Arın - 27.06.2010



Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
0