Murat Arın: TL'nin yükselişini önlemek zor
Ödemeler dengesi tablosuna bakınca önümüzdeki dönemde Türkiye'nin ayda iki milyar dolar civarında bir döviz fazlasıyla boğuşacağı görülüyor.
Küresel piyasalar çok parlak başlayan haftayı, sona doğru belirsizlik biraz daha öne çıkmasıyla tamamladı. İMKB hafta boyunca üst üste kırdığı rekorlarla diğer borsalardan ayrışan bir tablo çizmeye devam etti. TL ise yüksek döviz girişinin sonucu olarak değerlendi, Merkez Bankası döviz mevduatları için munzam karşılıkları yükseltti ama bunun da bir faydası olmadı.
Geçen haftanın ilk yarısında gündem, Avrupa bankaları için yapılan stres testlerinin sonuçlarıydı. 91 bankadan 7'sinin sermaye ihtiyacı olduğu ortaya çıktı ama bu rakam, iyimser analistlerin beklentilerinin bile altında kaldı. Bunun nedeni, testlerde vade sonuna kadar bekletilecek tahviller için bir risk uygulaması yapılmaması. Bu bir bakış açısıyla mantıklı. Bankalar vade sonuna kadar beklerlerse tahvillerin karşılığını tam alacaklar. Ama özellikle Yunanistan’ın iflasa gitmesi ve borcunu tam ödeyememesi riski var. Bu durumda bankalar alacaklarını en azından vadesinde tahsil edemeyebilir. Böylece Avrupa Birliği bir yandan “ne olursa olsun üye ülkelerin borcunu ödeyeceğim” garantisi vermiş oldu ama öte yandan “az stresli” bir test uyguladığı için bankalara karşı risk algısı fazla değişmedi. Birçok analistin dediği gibi önemli bir fırsat kaçırıldı.
Bunun somut sonucu ise Avrupa'da bankalararası piyasada faizlerin hiç gevşememesi oldu. Riskli görülen bankalar piyasadan borçlanmakta hala zorlanıyor. O zaman bu stres testi komedisine ne gerek vardı? Avrupa’nın borç krizinin ve banka sorunlarının aşılması daha çok zaman alacak gözüküyor.
ABD'de ise bilançolar ön planda olmaya devam etti. Genelde bilançolar iyi geliyor ama şirketler, kaynakları olsa dahi istihdama ya da yatırıma yönelme kararlılığında değil. Tüketiciler de işsizlik kaygılarıyla harcamadan kaçınma eğiliminde. Bu durumda ABD ekonomisindeki büyümenin yavaşlayacağı görüşü öne çıkıyor. Bu nedenle deflasyon kaygıları giderek daha yüksek sesle tartışılmaya başlandı. ABD Merkez Bankası Fed'in St Louis eyaleti başkanı James Bullard'ın, ABD ekonomisinin Japonya tarzı bir deflasyon dönemine doğru ilerlediğinden kaygı duyduğunu söylemesi önemli bir gelişme oldu.
ABD ve Avrupa sorunlarla boğuşmaya devam ederken Türk ekonomisi ve İMKB parlak bir tablo sergilemeye devam etti. Kapasite kullanım oranının sekizinci ay üst üste artması büyüme eğiliminin sürdüğünü bir kez daha gösterdi. Bunda son dönemde yaşanan döviz girişinin de etkisi mutlaka var. Aynı döviz girişi kurları düşük tutarken İMKB'nin en iyi performans gösteren borsalar arasında olmasını sağlıyor.
Bir süredir döviz kurlarıyla ilgili yön yazmıyorum. Bunun nedeni TL'nin euro ve dolardan oluşan döviz sepetine karşı dar bir aralığa sıkışmış olması. Merkez Bankası'nın mevduat munzam karşılığını artırarak döviz likiditesini 700 milyon dolar çekmesi de bir şeyi değiştirmedi. Ödemeler dengesi tablosuna bakınca önümüzdeki dönemde Türkiye'nin ayda iki milyar dolar civarında bir döviz fazlasıyla boğuşacağı görülüyor ve bu durum kurları baskı altında tutuyor. Dış piyasaların belirsizliklerle yolunu sürdürmesi ve Merkez Bankası'nın aldığı önlemler ise TL'nin aşırı değerlenmesini ancak biraz sınırlıyor. Dört aydır döviz sepeti 1.72 ile 1.78 arasında dar bir bant içinde devam ediyor. Kısa vadede bu durum değişmeyecek gözüküyor ama dış piyasalar normale dönerse TL hızla değer kazanabilir.
Euro-dolar ise 1.1875'ten başlayan yükselişini 1.31 seviyesine kadar sürdürdü. Aslında bu seviyeler euronun güçlenmesinin ivmeleneceği noktalar. Ama bu ivmelenme birkaç haftadır gelmedi. Paritenin bir süre daha bu seviyelerde kalması durumunda, bu yeni bir satış dalgasının habercisi olabilir. Hatta bu aynı zamanda 1.01 seviyesine düşüşün başlangıcı da olabilir.
İMKB yeni rekor seviyelere çıkarken ABD ve Avrupa borsalarında dalgalı işlemler hakimdi. Küresel piyasaların yükselişe dönmesi, İMKB'deki bu ayrışmanın sürmesini sağlayabilir. Ama dışarıda satış yeniden güçlenirse bu kaçınılmaz olarak İMKB'ye de yansıyacaktır. Hem euro-dolarda hem borsalarda durumun netleşmesi için bir iki hafta daha beklememiz gerekecek.
2 milyar dolar sıcak para geldi
Son bir ayda İMKB'de hızlı bir yükseliş yaşanıp rekorlar kırılırken döviz kurları dar bir bant içinde hareket etmeye devam etti. Merkez Bankası'nın yurt dışında yerleşiklerin yaptığı devlet tahvili ve hisse senedi alımlarını gösteren veriler gelince bunun nedeni açıkça görüldü. Yabancılar 23 Temmuz’la sona eren dört hafta içinde toplam 1.6 milyar dolarlık tahvil alımı gerçekleştirdi. Hisse senedinde ise 400 milyon dolarlık bir alım geldi. Bunlar piyasa hareketlerinden ve kur değişiminden arındırılmış rakamlar. Sadece önceki hafta hisse senedi ve tahvil alımı için 708 milyon dolar geldi.
Aynı dönemde TL, dolar karşısında değer kazandığı için yabancıların satın aldığı devlet iç borçlanma senetlerinin toplamı 26 milyar dolardan 28.7 milyar dolara çıktı. İMKB'deki hızlı yükselişin sonucunda ise yabancıların portföyü 48.8 milyar dolardan 54.2 milyar dolara yükseldi. Özetle yabancı yatırımcıların Türk menkul kıymetleri için ilgisi artarak devam ediyor. Sıcak para girişinin doğal sonucu ise kurların baskı altında kalması. (www.finanstrend.com)







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin