Osman Bayraktar: Beyaz çizgilerin üzerinde plastik engeller
Trafik işaretlerini anlamak için nerdeyse okur-yazar olmaya da ihtiyaç yoktur. Yollardaki kesik ve devamlı çizgileri, tabelalardaki şekilleri, lambalardaki renkleri ile bu semboller öylesine basit, anlaşılır biçimde tasarlanmıştır ki, dilini bilmediğiniz herhangi bir ülkede bile yolda ne kadar hızla gitmeniz gerektiğini, ne yana dönülüp dönülemeyeceğini, nerede önünüzdeki arabayı geçip geçemeyeceğinizi rahatlıkla anlayabilirsiniz. Kaldı ki, sürücü belgesi almak isteyen kişiler de yine bütün dünyada belli bir sınava tabi tutulur. Bu sınavda cevaplanması istenen sorulardan bir kısmı da söz konusu işaretlerin ne anlama geldiğidir. 20 yılı aşkın süredir ülkemizde sürücü belgesi alma süreci, sınav öncesinde uygulamalı bir eğitimi de kapsamaktadır.
Hafta sonları, bir dostumla birlikte Bostancı sahilinde yürüyüş yapıyorum. Sahile inerken Erenköy Camii Sokağı’nı, dönüşte Bağdat Caddesi’ne çıkmak için de Abdülkadir Noyan Sokağı’nı kullanıyorum. Bir süre önce, sokağın caddeye 50metre kadar olan kısmının ortasına kırmızı renkli plastik direkler dikildi. İlk gördüğümde, sokağın bu bölümünün, acaba birilerine otoparak olarak mı tahsis edildiği düşüncesine kapıldım. Çünkü sokak burada, hafif sola genişlediği için plastiklerle ayrılan bölüme ancak tek aracın geçebileceği bir açıklıktan girilebiliyor. Sonra anladım ki, bu engeller, sola dönecekler ile tam karşıdaki Kantarcı Rıza Sokağı’na devam edecekleri yönlendirmek için konulmuş. Zaten sağa dönüşü olmayan bir yolda, vatandaşın bu kadarcık bir yönlendirmeyi kendi başına yapamayacağı varsayılmış. Belki de benim bilmediğim bir takım olaylar belediyeyi buna mecbur etmiş.
Yollardaki beyaz çizgiler üzerine, bu türden plastik engeller konulması son yıllarda İstanbul’da epey yaygınlaştı. İlk bakışta metal zannedildiği için sürücüler bu engellere yaklaşmamaya özen gösteriyorlardı. Hatta bu nedenle, Kadıköy’de ölümle sonuçlanan trajik bir kaza da yaşanmıştı. Plastik oldukları anlaşılınca da birçoğu araçlar tarafından ezildi, kırıldı.
Peki, işaretlerin kavranmasının bu kadar basit, üstelik de bu kadar eğitim verildiği halde, trafik yöneticileri, belediyeler beyaz çizgilerin üzerine neden bir de bu plastik engelleri koyarlar? Niye buna ihtiyaç duyarlar?
Makro düzeydeki bu soruların cevabını, kamu yöneticilerimize bırakıp biraz da işletmelere bakalım. İşyerlerinde de benzer durumlarla karşılaşmıyor muyuz? Örneğin şirket telefon görüşmelerinin birkaç dakikayı aşmaması için kural koyar, uyarılarda bulunur; kurala uyulmayınca, telefon konuşmaları üç dakikayı aştığında otomatik olarak kesen bir sistem devreye konulur. O yeni problemlere yol açtığı için bu defa da unvan ya da pozisyon bazında ayırım yapabilecek yeni kurallar, yeni sistemler araştırılıyor. Bu reaksiyonlar bazen insan onurunu yaralayacak düzeye kadar ilerler. Yani, beyaz çizgilerin üzerindeki plastik engeller de yetmez, araçlarla ezemesinler diye onların yerine metal kazıklar konulur. Şu anda İstanbul’un birçok yerindeki yaya yolu, otomobillerin istilasından ancak demir kazıklarla korunabiliyor.
Sokaklardaki plastik engeller, somut oldukları için kolaylıkla görebiliyoruz. Oysa işyerlerindeki engeller bu kadar kolay görülemiyor da. Onları sadece sonuçları itibariyle; hayatı donuklaştıran esnekliği azaltan yansımalarından fark edebiliyoruz.
Eğer bir yerde önce beyaz çizgiler çekip, üzerine de plastik ya da metal engelleyiciler koyuyorsak; girilmez tabelasından sonra bir de sokağı bariyerlerle kapatmak durumunda kalıyorsak, bir şeyler yanlış gidiyor demektir. Yanlışlık sokaklarda mı, çizgiler demi, bariyerler de mi, insanlarda mı?
Bir şirkette ne kadar çok kural, ne kadar çok plastik engel varsa, bundan orada mikro yönetim eğiliminin de o kadar güçlü olduğu sonucunu çıkarabilirsiniz. Bir yerde yöneticiler her şeyi yönetmeye kalkıyorlarsa, bu aynı zamanda birçok problemin üzerini örttükleri; kalıcı çözümleri geciktirdikleri anlamına da gelir.
Sadece sonuçlara bakıp problemlere çözüm üretmek, çoğu kere, problemin asıl kaynaklarını örtmek anlamına gelebilir. Ancak hemen sonuç alacağını için bunun cazip bir yanı olduğunu da kabul etmek gerekir. Çünkü problemin temel nedenlerini araştırmaksa hem can sıkıcı, hem de zahmetlidir. Çünkü bu davranış bir sistem sorgulamasını da zorunlu kılar. Ama bunu yapmayı göze alamazsanız, çözdüğünüzü sandığınız, daha doğrusu üzerini örttüğünüz problemler kısa aralıklarla farklı şekillerde ortaya çıkmaya devam edecektir.







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin