Osman Bayraktar: Ormanı park haline getirmek
Her şirket gelişim ve büyüme sürecinde kendine has bir yapı ve işleyiş ortaya çıkarır. Dışarıdan bakan biri için, sadece kâğıt üstündeki bir takım bilgilere; görev tanımlarına, iş süreçlerine bakarak bu yapı ve işleyişi tam olarak kavramak mümkün olmaz. Çünkü hayat her zaman kalıpların önündedir. Fiili işleyişte, kâğıtlara, raporlara yansımayan öyle ayrıntılar vardır ki bunlar çoğu kere şirketin başarısı için anahtar unsur niteliğindedirler. Bu nedenle yönetim danışmanları bir şirkete geldiklerinde ilk yaptıkları işlerden biri, oradaki fiili işleyişi anlamaktır. Bu amaçla şirkette çalışan herkesin görev tanımlarını isterler, iş süreçlerine bakarlar, daha da önemlisi kilit pozisyondaki kişilerle derinlemesine mülakatlar yaparlar. Özünde karmaşık olanı basitleştirme, gizli olanı açığa çıkarma çabasıdır bu. Daha mecazi bir dille söylersek, ormanın park haline getirilmesi sürecidir.
Merkezî Londra’nın neredeyse yarısını kaplayan o yemyeşil, düzenli parkları gezen herkes etkilemiştir. Canınız sıkıldığı anda, şehrin karmaşasından çıkıp, kilometrelerce uzayan yeşil alana girebilirsiniz. Derelerde ördekler yüzer, sincaplar dolaşır çevrenizde. Ağaçlarda kuş cıvıltıları.
Parklarda vahşi doğa sınırlanmış ve kontrol altına alınmıştır; hem size huzur veren tabiatın içindesiniz hem de bir ormanın getirdiği risklerle karşılaşmayacağınıza dair güven duygusunu yaşarsınız.
Her biri, dünyaca bilinen bir markaya dönüşmüştür bu parkların. Regent’s Park, Kensington Bahçeleri, Green Park, St. James Park ve isteyenin istediğini söyle özgürlüğüne sahip olduğu Hyde Park. Tabii, sadece burada, hatta parkında sadece belirlenen köşesinde konuşmak kaydıyla.
Öngörülebilir risklerle yaşamanın bedeli; sınırlarını başkalarının çizdiği, denetim altında bir özgürlüğe razı olmaktır.
**
Girişimciler, risk alma yetenekleri yanıyla gözü kara insanlardır. Bir işin kurulması aşamasında tutku bir miktar gerçeğin üstünü örter. Dışarıdan bakanlar, karanlık ormanın ortasında, sarp kayalıkların üstünde zirveye doğru giden bu adam için “ha düştü, ha düşecek” kaygısını taşırlar.
Piyasalar, büyük ormanlardır. Ve orman en güzel nimetlerini her zaman en büyük tehlikelerle birlikte sunar. Tarlalarda istediğiniz kadar çilek bulabilirsiniz; ancak gerçekten tadını unutamayacağınız bir çilek yemek isterseniz Uludağ’ın engebeli arazisine tırmanmayı göze almanız gerekecektir. Gerçek bir alabalığı, üretim çiftliklerinde değil, dağın zirvesindeki dondurucu sularda arayacaksınız.
Yönetim danışmanları, şirket sadece bir park olsun isterler. İçinde hiçbir belirsizliğin ve tehlikenin olmadığı, vahşi hayvanların kontrol altına alınıp seyirlik öğeler haline getirildiği bir park.
Edebiyat fakülteleri inceleme yapan bilim adamları, hatta çok iyi eleştirmenler çıkarabilir ama şair, yazar ve sanatçı yetiştiremezler. İyi bir eğitim kişiye kendini iyi ifade etme, düzgün cümleler kurma becerisi kazandırabilir. Ancak sanatın özünü oluşturan o yakıcı tutku, adanmışlık duygusu, eğitimden bağımsız, kişiye hocaların ve danışmanların veremeyeceği kişisel bir özelliktir.
Özellikle ilk kuşak girişimciler, ihtiras ve tutkuları nedeniyle işlerini bir orman gibi geliştirirler. Bu brüt bir yapıdır, doğal olarak içinde birçok fazlalık ve belirsizlik barındırır. Çünkü o bütün dikkatini zirveye giden yolda vermiştir. İleriye yönelik bu bakış ayağının dibindeki fazlalıkları görmez. Yolda olmanın, yürürken her adımda yeni keşifler yapmanın heyecanıyla doludur. Bu heyecan ve gençlik enerjisiyle girişimci, bir süre için karalılaştığı belirsizlikleri tolere etmeyi başarır. Ancak belli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra bu tutumu sürdürmenin riski yüksek, bedeli ağırdır. Bu aşamadan, tutkudan arınmış profesyonel aklın devreye girmesi bir zorunluluk haline gelir.
Profesyonel aklın, belirsizliği azaltacağı, karar süreçlerini daha rasyonel hale getireceği doğrudur. Ancak ironik biçimde, bu kolaylık belli zaafları da beraberinde getirir. Belirsizlik ortadan kalkarken, işin görünmeyen dinamiğini oluşturan o amatör risk alma duygusu, sadece başarmanın getirdiği ihtiras da yavaşça ortadan kalkar.
Orman karmaşık bir oluşumdur, belirsizlikleri çoktur. Ancak bu karmaşıklığının yanında o kendi dinamikleriyle, dışarıdan destek almadan kendini yenileme kabiliyetine de sahiptir.
Park riski az, insana ferahlık veren düzenli bir yapıdır, sürprizleri yoktur. Üstelik varlığını sürdürmek için her daim uzman bahçıvanların bakımına muhtaçtır.
Yönetim danışmanlarının önerilerinin önemli bölümünün şirketler tarafından, uygulamaya geçmeden parlak dosyalarda kalmasında bu hissiyatın da payı var mıdır?







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin