Osman Bayraktar: Düğüm çözüp bağlama uzmanları
Kapalıçarşı, Mahmutpaşa ve bu bütünün aşağı ucunda yer alan Sultanhamam, İstanbul’da geleneksel ticaret kültürünün en önemli adasını oluşturur
Kapalıçarşı, Mahmutpaşa ve bu bütünün aşağı ucunda yer alan Sultanhamam, İstanbul’da geleneksel ticaret kültürünün en önemli adasını oluşturur. Ticaret hacmi itibariyle kuşkusuz ki bu bütünün en önemli unsuru Sultanhamam’dır. Zaman içinde bu uygulamalı ticaret mektebinde yetişmiş ticaret insanlarından bazılarını tanıma imkânım oldu. Türkiye’nin ticaret kültürünü oluşturan bu pazarda işler büyük bir sadelik içinde yürürdü. Bu piyasada iş yapan tüccar, müşterilerinin hemen tümünü şahsen tanır, bilirdi. Bu nedenle her müşteri için iş sahibinin kafasında bir risk değerlendirmesi vardı. Anadolu’daki müşteri bir talepte bulunduğunda bu talep en az bürokrasiyle, en kısa sürede yerine getirilirdi.
Müşterilerle yapılan işlemler elbette kayda alınırdı ama işin esası kayıt değil güvendi. Ticari kararlar, kime ne kadar ‘hesap mal verileceği’ yani kredi açılacağı, ayrıntılı analizlere göre değil iş sahibinin müşterileri hakkındaki kanaatlerine dayanırdı.
Hele, ekonomik faaliyetlerin önemli bölümünün kayıt dışı yürüdüğü bir ekonomik ortamda bu sübjektif değerlendirmelerin önemi daha da kritikti. Bu piyasada işler ya aile bireyleri ya da aile bireyi haline gelmiş profesyoneller tarafından yürütülürdü. Bu yapı pazar ve müşteriye ilişkin know-how’ın tabii bir şekilde aktarılmasını sağlardı.
Zaman içinde bu işleyişi zorlayan gelişmeler oldu. İşyerlerinde profesyoneller çoğaldı. Profesyonellerin temel özelliği, “bir işi yönetme” iddiasına sahip olmalarıdır. Bu nedenle, aile bireylerinden farklı olarak yönettikleri iş, içinde bulundukları sektör şartlara göre değişebilmektedir. Bu durum onları karar verebilmek için pazara, ürüne ve müşteriye ilişkin daha fazla veri toplama, topladıkları verileri daha derinden analiz etmeye mecbur kılmaktadır. İşlerini geleneksel usullerle yürütenlerin sahip olduğu sezgi eksikliğini ancak bu şekilde kapatmaları mümkündür. İkinci husus, gelişen teknolojinin verilere ulaşmayı ve elde edilen verileri işlemeyi kolaylaştırmasıdır.
Elde ettikleri verileri hızla analiz ederek, hızlı, doğru ve etkili karar veren profesyonellere bir sözümüz yok: İşletme okulları zaten bunun için var. Ama bir de ellerinde, bol sayfalı, bol grafikli parlak dosyalarla ortalıkta dolaşan, önemli ve önemsiz bilgileri birbirine karıştıran, sonuçtan çok verileri ve analizleri önemseyen, onları pazarlayan profesyoneller var. Sürekli çalışan ama derde deva hiçbir çözüm üretemeyen yönetici tipi.
Onlar silahların etkinlikleri çeşitliliği ve konusunda inanılmaz bilgilere sahiptirler. Ama bir türlü silahlarını ateşleyemezler. O kadar çok bilgiye sahiptirler ki o an için şirkete lazım olan bilginin hangisi olduğuna bir türlü karar veremezler. Her gün onlarca rapora bakarlar. Bu sayede kolay kolay yanlış karar vermezler. Ama bu kadar çok ayrıntının içinde kaybolduklarından, külli hakikati sezme konusunda da yetersiz kalırlar. Bu nedenle de verdikleri kararların çoğunlukla şirketi ayağa kaldıracak bir kalitesi de olmaz. Mevlana, Mesnevi’de, “Düğüm bağlayıp çözme ustaları” olarak nitelendirir bu davranış sahiplerini.
Tuzak bağını gâh çözüp bağlayan, bu suretle bu işte maharet kazanan kuş gibi.
Böylece kuş sahradan, çayırdan mahrumdur, ömrü düğüm çözme işinde harcolur gider!
Filvaki hiçbir tuzağa zebun olmaz fakat günden güne kanadı kırılır, uçamaz olur.
Bağ çözüp bağlamada az uğraş da kanatların tutulmasın, uçmadan kalmayasın.
Evet, karar vermek için verilere, analizlere, istatistiklere ihtiyacımız var; ama bir o kadar da yaşam deneyiminden süzülüp gelen sezgiye. Müşterilerine seçenekler sunmak için, dosyalar dolusu analizler yapan genç bankacı profesyonellerin zekâsıyla birlikte, Kapalıçarşı’da kurulan Ayaklı Borsa’da anında karar veren alıcı ve satıcıların hızlı karar verme yeteneklerine, Sultanhamam tüccarının, özünde insanı tanımaya dayanan, bürokrasiden uzak sadelik, feraset ve basiretine.
Fransız romancı Andre Maurois, büyük eylem adamlarının davranışını istatistikçiden çok şaire yakın bulur: “İstatistikçi dünyayı parçalayarak öldürür. Şair bir dünya yapar ve ona can verir. Büyük hareket adamı, ayaklı kütüphane dediğimiz ansiklopedistlerden ziyade şaire yakın olmalıdır.”
İşi yönetmek de bir eylemdir ve her büyük eylem gibi uzun süre sadece istatistikle idare edilmesi mümkün değildir. Sürekli bir takım verilerle, dosyalarla, raporlarla meşgul olmak, insana silahların niteliği konusunda bütün ayrıntıları öğrenme fırsatı verebilir. Ama sonuç elde etmek için, sadece silahları tanımak değil onu kullanmak gerekir.
Tetiği çekemezsen, hedefi vuramazsın. Bu istikrar döneminde de böyle, kriz döneminde de.
Yalnız kriz, tabiatı gereği biraz daha hızlı tetik çekmeyi gerektirir.
(Osman BAYRAKTAR – 05.04.09)







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin