Osman Bayraktar: Karpuz kabuklarından hayatın anlamına tutunmak
Sinema yönetmeni Ahmet Uluçay, geçtiğimiz günlerde 54 yaşında hayata veda etti. Birçok kısa film yanında tek bir uzun metrajlı film bırakabildi geriye; “Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak”.
Sinema yönetmeni Ahmet Uluçay, geçtiğimiz günlerde 54 yaşında hayata veda etti. Birçok kısa film yanında tek bir uzun metrajlı film bırakabildi geriye; “Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak”.
Kısa film yapmak, bazı yönetmenler için bir tercihtir, ancak çoğu kere de, imkânların kısıtlı olmasıyla ilgili bir durumdur; Ahmet Uluçay’ın hayat hikâyesine baktığımızda, bu imkânsızlık durumunun onun için özellikle geçerli olduğu görülür.
Birisi karpuzcu diğer berber çırağı iki çocuğun, projeksiyon makinesi yapma hikayesini anlatan Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filmi, büyük ölçüde yönetmenin kendi yaşamından alınmış kesitler yansıtır. Filmde özel olarak tasarlanmış sahne ve dekor neredeyse yok gibidir. Sade ve yalın bir mekân ve amatör oyuncular tarafından yansıtılan sade ve yalın bir yaşam.
Bütün bu sadeliğe karşın Ahmet Uluçay’ın filmi hem Türkiye’de hem yurt dışında büyük ilgi gördü; kırka yakın ödül aldı. Peki, Uluçay’ın filminin bütçesinin onlarca kat fazlasıyla çekilen bazı filmler kimsenin ilgisini çekmezken, Karpuz Kabuğundan Gemiler yapmak niye bu kadar çok ilgiye mazhar oldu? Bunu sağlayan, büyük ölçüde yönetmenin, mesleğine olan derin tutkusu ve bu tutkuyu pürüzsüz bir şekilde sinema ekranına aktarabilmesidir. Onun sineması, bütün kelime, dekor ve profesyonellik fazlalıklarından arınmış, görüntüden öte insanın ruhuna işleyen bir şiir düzeyine yükselmişti sanki. Ölümünün ardından yazı yazanlar, Uluçay’ın sanatı kadar kişiliğine, yaşamına ve sinema sevgisine saygı duyduklarını belirttiler. Sinema olmazsa olmaz bir tutkuydu Onun için; ne köyde bulunmasını, ne bu işin eğitimini almamış olmasını, ne de maddi imkânsızlığı bir engel olarak görmedi. Geçimini sağlamak için kamyon şoförlüğü, inşaat işçiliği, tavukçuluk gibi birçok iş yaptı ama aklı hep sinemada oldu. Bütün büyük sanatçılara ait ortak bir tutumu yansıtan bu durumu Yunus Emre şöyle ifade etmişti:
Behey Yunus sana söyleme derler
Ya ben öleyim mi söylemeyince
Bireyin kontrol edemediği fiziki imkânları, yetkilendirme vb. koşulları hesaba katmazsak, başarı; bilgi, beceri, yetenek ve istek unsurlarının bir türevi olarak ortaya çıkar. Bu bileşenlerden, istekli olmak dışındakilerin hepsini ölçmek ve somut göstergelerle tanımlamak mümkündür. Ölçülebilen her unsur gibi bu nitelikler eğitim ve deneyimle geliştirilebilir de.
Kişi, bir iş için gerekli bilgi ve beceriyi bir defa elde ettiğinde, işin niteliğinde esaslı bir değişiklik meydana gelene kadar bunları sürekli kullanabilir; tekrarlar sözkonusu bilgi ve becerileri daha da kusursuz hale getirir.
Yukarıda zikredilen başarı bileşenlerinden isteklilik ise soyut bir unsurdur. Bir an için ölçümlenmesi mümkün olsa bile, bu sadece o anı yansıtan bir gözlemdir; birçok faktöre bağlı olarak bir süre sonra değişmiş olabilir.
Motivasyon konusu, insan yönetimi ile ilgili kitapların en önemli bahislerinden birisidir. Bu bölümlerde, motivasyon unsurlarının neler olduğu, çalışanların motivasyonlarının artırılması için neler yapılabileceği hususlarında bol miktarda malumat bulmak mümkün. Ancak dış desteklerle, başkalarının teşvik ve düzenlemeleri ile sağlanacak motivasyon unsurlarının hiçbirisi, kişinin kendi işine karşı duyduğu tutku kadar heyecan verici değildir. Bu tutuma sahip kişiler için en değerli ödül, bizatihi o işi yapıyor olmaktır; çünkü bu iş onlar için hayatlarına anlam veren bir etkinliktir. Bir insanın yaptığı işe bu kadar tutkuyla bağlanmasının temelinde, bu işin hayatta başarmak istediği şeyle olan bağlantısı yatar. Başkaları için, o işi terk etmeleri konusunda kuvvetli gerekçeler oluşturan nedenler, yoksunluklar onları yıldırmaz; belki bir süreliğine yıkılırlar, geri çekilirler ama yakaladıkları ilk fırsatta kaldıkları yerden devam ederler.
Şirketlerde performans yönetimi önemli bir araç ve süreçtir ve iyi kötü birçok şirket bu yönetim arcını kullanmaktadır; ancak en az onun kadar önemli bir araç da çalışanların potansiyellerinin belirlenmesi ve yönetilmesidir. İnsanlara gerçekten yapmak istedikleri işleri verebildiğimizde, işleriyle hayatları arasından anlamlı bir bağlantı kurabildiklerinde, umulanın çok ötesinde bir performans sergilemeleri hiç de sürpriz olmayacaktır.
(Osman Bayraktar - 13.12.09)







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin