Ana Sayfa | Yazarlar | Osman Bayraktar | Osman Bayraktar: Küçük ekonomiler

Osman Bayraktar: Küçük ekonomiler

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Osman Bayraktar: Küçük ekonomiler

Dünyada, kendisini yoksullara yardım etmekle yükümlü sayan çok sayıda kurum var. Ülkemiz insanın bu bakımdan dünyanın önde gelen toplumlarından birisi olduğunu söylemek abartı olmaz.

Geçtiğimiz günlerde Beşiktaş’ta, Abbasağa Parkı’nın arka sokaklarında yürürken, bir evin demir parmaklığına kilitlenmiş bir el arabası gördüm. Üzerinde de bir not vardı: “Satılık pilav arabası” ve bir de telefon. Bir günlük pilav yapacak kadar pirinç ve yağ temin edildiğinde, pilav yapmasını bilen birisi için yürüyen küçük bir işletme ortaya çıkıyordu.

Ortaokulu Balıkesir’de okudum. Şehrin iki büyük caddesi olan Anafartalar ile Milli Kuvvetler’in buluştuğu meydanın bir köşesinde yerleşik İş Bankası’nın önünde her zaman beş-altı boyacı otururdu. Her birinin çok güzel sandıkları vardı. Yerden 30 santimetre kadar yüksek bu sandıkların metal kısımları bakır havası verilmiş, işlemeli ve sarı bir metalle kaplı, üç yanındaki camlarda da ya dönemin sinema oyuncularının resimleri veya güzel tabiat manzaraları bulunurdu.

Bir bayram günü çocuklarımla Balıkesir’e gittiğimde, o boyacıları aradım. Çocuklarıma “Bu boyacılar tam kırk yıldır bu köşede oturuyor” dedim. O gün sadece ikisi yerindeydi. Tatil günleri, isteyen çalışabiliyormuş, diğer arkadaşları gelmemiş.

“Belediye ve banka sizi rahatsız etmiyor mu?” dedim. Hem belediyenin hem de bankanın kendilerine anlayış gösterdiğini söyledi; memnuniyet belirten bir ifade ile. Onların bütün sermayesi de, bir sandık ve ilgili kuruluşların yer gösterme konusundaki duyarlı davranışları.
 
Aynı yıllarda; evinde minik pastalar yapıp, küçük el arabasıyla bunları şehirde satan bir akrabamız vardı. Küçük arabasının üzerinde, belediyeden izinli olduğunu belirten bir de numara vardı. Sabah erkenden evinde, eşiyle birlikte pastalarını hazırlar, sonra da gün boyu bunun satışını yapardı. Aile fertlerinin de evinde üretime katıldığı küçük bir ev ekonomisi. Çocuklarını, o küçücük el arabasıyla kazandığı parayla okuttu, evine onunla ekmek taşıdı.

O pastaların tadı hâlâ damağımdadır.

Dünyada, kendisini yoksullara yardım etmekle yükümlü sayan çok sayıda kurum var. Ülkemiz insanın bu bakımdan dünyanın önde gelen toplumlarından birisi olduğunu söylemek abartı olmaz. Bu yardımların neredeyse tamamı yoksullara karşılıksız olarak ulaştırılıyor. Dünyanın en yoksul toplumlarından biri olan Bangladeş’te yaşayan ekonomi hocası Prof. Muhammed Yunus da yoksulluğu kendisine dert edinmiş bir bilim adamı. Ancak diğer kişi ve kurumlardan farklı olarak Prof. Yunus karşılıksız yardım yapmak yerine, yoksullara kredi verme yöntemini tercih etmiş. 1976’da üniversitenin yakınındaki Cobran köyündeki kadınlarla başlayan çalışma, ilerleyen yıllarda Grameen Bank adlı dev bir kuruluşa dönüşmüş. Tabii, banka deyince ilk anda aklımıza gelen resmin yanında, Yunus’un yoksullar bankası, ancak sürrealist bir ressamın tablosunda görülebilecek türden soyut bir varlık gibi durmaktadır. Grameen Bank, kredi vereceği müşteri kitlesi olarak, okuma yazması olmayan, ayağına giyecek ayakkabı bulamayan, belki hayatında paraya hiç dokunmamış yoksul köylü kadınlarını seçmektedir. Verdiği kredilerin miktarı da, yerel para ile 40 dolara yakın küçük tutarlar. İnsanlar bu borçlarını, haftalık taksitler halinde bir yılda geri ödemektedirler. Muhammed Yunus’un başardığı iş insanların bu krediyi verimli bir işe dönüştürebilmesi. Kimi bu para ile bir bambu sepeti için gerekli malzemeyi alıp işlemekte, kimi evine aldığı iki tavuk ya da bir koyunu beslemekte, kimi de evinde yaptığı börekleri çarşıya götürüp satmaktadır.
Yoksulluğu önleme konusundaki çalışmalarıyla 2006 yılında Nobel Barış Ödülü’ne layık görülen Prof. Yunus bu alandaki çalışmalarını ve Grameen Bank öyküsünü “Yoksulluğun Bulunmadığı Bir Dünyaya Doğru” adlı kitapta bir roman tadında anlatmaktadır. 

İnsan yönetimiyle ilgilenen herkesin Muhammed Yunus’un deneyiminde öğreneceği çok şey var. Ama insana yaklaşım konusundaki şu tespitin özellikle altını çizmek gereğini duydum:

“Ben her insanın değerlendirilmemiş bir hazine olduğuna inanırım. Herkesin sınırsız bir potansiyeli vardır.”

Bir boyacı sandığı ile bir pilav arabası ile evde bakılacak bir keçi ve iki tavuk ile yufka imalatı ile eşarp işlemeleriyle, bir dikiş makinesi ile göreceli olarak iyileştirilebilecek ne kadar hayatlar var.

Muhammed Yunus’un Bangladeş’te başlattığı yoksulları kredilendirme modeli, Prof. Aziz Akgül’ün öncülüğünde, Türkiye İsrafı Önleme Vakfı tarafından 2003 yılından bu yana ülkemizde de başarıyla uygulanmaktadır. Türkiye İsrafı Önleme Vakfı’nın web adresi ile projeye kaynak tahsis eden HSBC tarafından yayımlanan “Türkiye’nin Mikrokredi Öyküleri: Hayatım Roman” isimli kitapta uygulamaya ilişkin insana heyecan veren çok çarpıcı öyküler var.

Ülkemizde de işsizliğin, yakın zamanların en yüksek düzeyinde seyrettiği bu dönemde, Grameen Bank deneyimine Muhammed Yunus’un yoksulluğun ortadan kaldırılması konusundaki yaklaşımlarına daha yakından bakmakta yarar var.

(Osman BAYRAKTAR - 01.11.09)

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
3.50