Ana Sayfa | Yazarlar | Osman Bayraktar | Osman Bayraktar: Sivil Dinamik

Osman Bayraktar: Sivil Dinamik

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Osman Bayraktar: Sivil Dinamik

Geçtiğimiz günlerde, Gazze’deki ablukayı kırmak amacıyla yola çıkan yardım konvoyundaki sivilleri taşıyan Mavi Marmara gemisinin başına gelenler, medyada birçok açıdan değerlendirildi, tartışıldı. Bu vesile ile ben bu yazıda, sivil toplum örgütlerinin nitelik ve gücünü ele alarak bundan yönetim açısından nasıl sonuçlar çıkarılabileceği üzerinde durmak istiyorum.

Sivil kelimesi en genel anlamıyla, askeri olamayanı içeriyor. Bu anlamıyla hükümete ait olan işler de sivil kapsamına giriyor. Sivil toplum deyimi ise daha özel bir içerik kazanarak, hükümet ve parlamentodan bağımsız, sıradan bireylerin arzularını yansıtan örgütlenmeleri ifade ediyor.

Sivil toplum kuruluşları, kişiler için bütünsel bir kimlik olmaktan ziyade, daha spesifik amaçları gerçekleştirmek amacıyla ortaya çıkarlar. Bu yönüyle, diyelim bir siyasi parti ya da dini cemaate göre daha dar hedeflere sahiptirler. Bu nedenlerdir ki, Gazze yardım konvoyunda olduğu gibi siyasi tutum ve dini inanç itibariyle birbirinden farklı insanlar özel bir amaç için bir araya gelebilmektedirler.

Sivil toplum kuruluşlarının, işleyiş dinamiklerini kavramak için kendi içinde belli tasniflere tabi tutmak anlamlıdır. Örneğin, belli bir grubun dayanışmasını esas alan sendikalar ve meslek örgütlerinin işleyişi esasta üyelerinin çıkarını savunmaya yöneliktir. Üyeler örgütlerine bunun için aidat öderler, örgütleri de bunu sağlayabildiği ölçüde üyeleri nezdinde başarılı kabul edilir ve ayakta kalması için gerekli mali desteği almaya devam eder. Bu yazıda üzerinde asıl durmak istediğimiz, insanları belli bir toplumsal hedef çevresinde örgütleyen ve bir üyelik bağlantısı olmaksızın bu hedef çerçevesinde toplumdan destek talep eden sivil toplum örgütleridir.

Bir şirket, büyüme ve genişleme stratejisini oluştururken sahip olduğu kaynakları göz önüne alır. Ne kadar büyük hedefler ortaya koyarsa koysun, büyümesinin sınırlarını her halükarda sahip olduğu kaynaklar da belirleyecektir. Oysa yukarıda bahsettiğimiz kapsamdaki bir sivil toplum kuruluşu, bir işi planlarken kaynaklarını esas almaz, önemli olan hedefin bizatihi kendisidir. Eğer, gerçekten toplumun belli kesiminin içtenlikle benimseyebileceği bir proje ortaya koyabilmişse, insanlar bu iş için gerekli kaynağı bağış olarak verebilmektedirler.

Burada kişilerin vergi ödeme ve bağış yağma konusundaki davranışına dikkat çekmek uygun olacaktır. Haydi, vergi kaçırmak demeyelim ama en azından vergiden kaçınmak için türlü yollar arayan kişi ve kuruluşların, bağış yapma konusundaki cömertlikleri anlamlıdır. Bağış konusunda insanların daha rahat hareket etmelerini sağlayan temel motivasyon, harcamanın somut bir hedefe tahsis edilmiş olmasıdır. Hedefin hem kendisi, hem de gerçekleşme takvimi çok belirgindir.

Sivil toplum kuruluşlarının ikinci temel niteliği, faaliyetlere katılımın gönüllü olmasıdır. İnsanları bu faaliyetlere gönüllü olarak katılmaya çeken temel neden de, yukarıdan bahsettiğimiz amacın niteliğidir. Kişiler böyle bir organizasyona katılırken, sadece maddi destek ve emeklerini tahsis etmekle kalmamakta, çoğu kere kötü muamelelere maruz kalmayı da göze alabilmektedirler. Mavi Marmara gemisine binen aktivistler, ölümü düşünmüşler miydi bilemeyiz ama daha önceki eylemlere bakıldığında, en azından itilip kakılacakları, kötü muameleye maruz kalacakları hepsinin bilebileceği bir durumdu. Buna rağmen, ortaya konulan hedefin niteliği dolayısıyla, insanlar bu gemiye binmekten geri durmamışlardır.

Gönüllülük, sivil toplum kuruluşlarındaki yaratıcılığın da temelinde yatan en önemli etkendir. İnsanlar, gönülden katıldıkları, kurallarını kendilerinin belirledikleri bir faaliyet ortamında, her zaman beklenmedik buluşlar ortaya koyabilmekte, sürprizler gerçekleştirebilmektedirler.

**

Sivil toplum örgütlerinde gerçekleştirilen gönüllü faaliyetlerin niteliği, şirket yöneticilerinin dikkatle üzerinde durması gereken bir alandır.

Evet, şirketler belli bir hiyerarşiye ve kurallara göre yönetilir; büyüme ve genişleme öngörüleri kaynaklarla sınırlıdır. Ancak içinde bulunduğumuz dönemde, proje geliştirebilmek, yenilik yapabilmek, en azından kaynaklara sahip olmak kadar önemlidir. Çünkü toplumu ikna eden bir proje, bir şekilde kendi kaynağını da yaratır. Risk sermayesi şirketleri bunun en güzel örneğidir.

Daha da önemlisi, gönüllü katılımın ortaya çıkaracağı yaratıcı enerjidir. Şirketler bir şekilde, kurallılığın getirdiği kısıtlayıcılıkla, gönüllüğün getirdiği yaratıcılık arasındaki dengeyi bulmak zorundadırlar.

Bunun yapabilen şirketler, rakiplerine göre her zaman bir kaç adım önde olabilmektedirler.

(Osman Bayraktar – 13.06.10)



Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
0