Ana Sayfa | Yazarlar | Pembe Candaner | Bir zamanlar 'yeni' olan, şimdi 'eski' oldu bile...

Bir zamanlar 'yeni' olan, şimdi 'eski' oldu bile...

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Bir zamanlar 'yeni' olan, şimdi 'eski' oldu bile...

Her yılsonunda, görmeye çok alıştığımız, bir gün bundan farklı bir şey...

Her yılsonunda, görmeye çok alıştığımız, bir gün bundan farklı bir şey görecek olursak çok şaşıracağımız bir sahne var. Bir tarafta, eski yılı sembolize eden beyaz saç ve sakallarıyla yaşlı bir adam ve üzerinde kocaman yazılmış giden yılın sayıları, diğer tarafta da bu yaşlı adamın kollarında üzerinde girilen yılın sayıları olan küçücük bir bebek. Giden ve gelen yıllar, yıllardır nedense hep böyle sembolize edilir. Belki de kadınlar hiç yaşlı olmadıkları için, yaşlı adam her zaman erkektir ve hiçbir zaman traş olmaz. Yaşlı adam hep ‘eski’ dir, bebek te hep ‘yeni’. Değişen bunca şeye rağmen, sadece bu değişmedi.

Oysa, eski ve yeni de değişti, artık. Günümüzde hiçbir şeyin garantisi olmadığı gibi, yeniyle eskinin de yok. Yaşam süreleri değişirken, kim ne zaman eskiyecek, kim ne kadar yeni kalacak bilinemiyor. Bir sonra gelen bir öncekini tahttan indirirken, kendisi ele geçirdiği bu tahttan ne zaman indirilecek kestiremiyor. Dün yeni olan, bugün eskiyebildiği gibi, bir saat önce yeni olan, bir saat sonra rahatlıkla eskiyebiliyor.

Yeni kelimesine de yeni sözcükler bulunacak yakın zamanda. Yeninin safhalarını ve çeşitlerini ayrıştırmak için yeni sözcükler dilimize girecek sessiz sedasız.

Dikkatli bakacak olursak, yeniyle eskiyi ayıran, başlangıçla bitişi ayıranla aynıdır. 

Başlamak, doğumdur… Sancılıdır... Beklemek gerekir... Hazır olmak gerekir... Kolay değildir. Birşeylere başlamak, birşeyleri başlatmak ve başlamayı başarmak... Zor ve emek ister. Kan, ter, gözyaşı eşlik eder bu sürece... Yenideki ‘bilinmeyene’ karşı duyulan ‘korku’, burada da kendini gösterir.

Bitmek, sondur. Yıkımdır… Sancılıdır. Hazır olmak gerekir. Olgunluk ve doygunluk ister. Kolay değildir. Bir şeylerin bitmesi, birşeyleri bitirmek, birşeyleri bitirebilmek ve bitirebilmeyi başarmak, biteceğini bilmek zordur ve emek ister. Kan, ter, gözyaşının bu süreçte de eşliğini görürüz. Eskideki, ‘bilinene’ karşı duyulan ‘korku’ burada da kendini gösterir.

Kısaca, yeni–eski, başlamak-bitirmek, hepsi aynı kapıya çıkıyor sonuçta. Önemli olan bunları nasıl yaşadığımız ve yaşattığımız. Yaşamasını bilebilmek, yeniyi-eski, eskiyi-yeni yapabildiği gibi, biteni başlatıp, başlamışı bitirebiliyor...

Ne zaman eskiyeceğini bildiğimiz tek şey, içinde yaşamaya başladığımız ‘yeni’ yıl. 365 gün var önümüzde. Yeni başlangıçları, eski bitişlerle harmanlayıp yepyeni bir sentez çıkarıp, doya doya yaşayıp, yaşatalım...

Yaşlı adam, deniz kenarında oturmuş, denizi seyrediyormuş saatlerdir. Onu izleyen gençten bir çocuk, sonunda dayanamamış. Deniz kenarında saatlerdir, hiç  kıpırdamadan öylece duran adama yaklaşmış ve ne yaptığını sormuş. Adam; ‘Dalgaları sayıyorum evlat’ demiş. Genç çocuk tekrar sormuş, ‘peki kaç tane sayabildin şimdiye kadar?’ Yaşlı adam gülümseyerek:’ Gidenler gitti evlat, şu gelen birincisi...’ demiş.

İşte size yepyeni 365 gün.....

(Pembe CANDANER – 11.01.09)

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
5.00