İş işten geçmeden...
Ülkemizdeki obezite artışını endişeyle takip ederken Sağlık Bakanlığı’nın girişimini sevinç ve umutla karşılıyorum.
Türk Sağlık Sen Genel Başkanı Önder Kahveci sağlık harcamalarının son üç yılda yüzde 60 arttığını açıkladı. Bu tablonun uygulanan yanlış sağlık politikasından kaynaklandığını söyleyen Kahveci sevk zincirinin kaldırılmasından tedavi eksenli bir sağlık hizmeti politikasına kadar birçok yanlış uygulama sonucunda sağlık harcamalarının çok hızlı bir şekilde yükseldiğini, insanların hasta olmasının önüne geçmek yerine tedaviye dayalı bir sağlık sistemi benimsendiğini belirtti.
Rakamlar gerçekten de ürkütücü. Yüzde 60’ın üzerinde bir artan sağlık harcamalarının ekonomi üzerindeki baskısını düşünsenize… Burada diğer önemli bir nokta ise sağlık politikalarının tedavi edici olması yerine önleyici olmasının gerekliliği.
Metobolik Sendrom Derneği tarafından yapılan bir açıklama ise Türkiye’de 2004-2006 yılları arasında yapılan araştırmalar Türk toplumunun yüzde 66’sının fazla kilolu ve obez olduğuna işaret ediyor. Bu oranlar 30’lu yaşlarda yükselmeye başlıyor, 60’lı yaşlara doğru ise iyice artıyor. 2000’li yılların başından itibaren obezite oranında gözlenen önlenemez artışın da etkisiyle tüm bu gelişmeler Sağlık Bakanlığı’nı harekete geçirdi. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Seracettin Çom’un belirttiği üzere Bakanlık, bu aydan itibaren “Obezite İle Mücadele Eylem Planını” hayata geçirmeye hazırlanıyor. Hedef, obeziteyi daha büyük bir salgın olmadan engellemek...
Ülkemizdeki obezite artışını endişeyle takip ederken Sağlık Bakanlığı’nın girişimini sevinç ve umutla karşılıyorum. 2005 yılında kurumsal sağlıklı yaşam programlarının önemi konusunda verdiğim bir röportajda öngördüklerim gerçekleşiyor. Ne demişiz, bir hatırlayalım:
• “Türkiye’de şu anda bir sorun olarak algılanmasa da kişilerin hayat tarzı ve alışkanlıklarıyla (sağlıksız beslenme, hareketsizlik, yüksek stres seviyesi, sigara kullanma) doğrudan bağlantılı sağlık riskleri, yani yüksek kolesterol, obezite, kalp hastalıkları, kanser gibi hastalıklar 10 senelik bir süreç içinde daha da yaygınlaşacak.
• Diğer yandan bunların hepsi doğru önlemler alındığında, önleyici sağlık çalışmaları benimsendiğinde düzeltilmesi mümkün sağlık riskleri. Bunun için en kolay, etkili ve basit uygulamalar ise eğitim ve toplumu bilinçlendirme çalışmalarından geçiyor.
• Eğitim ve bilinç ailede başlar, sonra okul hayatı ile şekillenir, iş hayatı ile zenginleşir. Ama maalesef Türkiye’de ‘sağlıklı yaşam’ ile ilgili eğitim olmadığı gibi bilinçlendirme çalışmaları ise son yıllarda önem kazanmaya başladı.
• Bu noktada sağlıklı beslenme, egzersiz alışkanlığı, stres yönetimi gibi önemli konuları kapsayan kurumsal sağlıklı yaşam programlarının şirketin performansını, çalışanların motivasyonunu artırmaktan öte çok daha anlamlı bir sonucu var aslında.
• Her gün evimizden daha fazla zaman geçirdiğimiz işyerlerimizde, çocuklarımızın ikinci evi olan okullarda yaratacağınız bireysel farkındalık ve bilinçlendirmenin toplum üzerinde de çok büyük etkisi olacak. Aynı kelebek etkisi gibi bireylere dokunarak onların ailelerini, çevrelerindeki diğer grupları, onlar kendi ailelerini, çevrelerindeki grupları etkileyerek toplum üzerinde kalıcı bir etki yaratılabilir.”
Sadece sağlıklı beslenme eğitimleri, egzersiz programları gibi çok basit ve uygulanabilir çözümlerle hem hayat kalitesi hem de ülke ekonomisi için çok büyük bir fayda sağlanabilir. Hatta şirketlerin bunu bir sosyal sorumluluk olarak görmeleri gerektiğine inanıyorum. Ben kendi sosyal sorumluluğum adına yıllar içinde edindiğim kurumsal sağlık adına uzmanlığımı buradan sizlerle paylaşacağım. Beslenme, egzersiz, pilates, stres yönetimi, kurumsal uygulamalar gibi konularda hem şirket hem de bireysel olarak yapılabileceklere dair bilgiler vereceğim.
Soru ve önerilerinizi bekliyorum…
Unutmayalım: Aklı başına geç gelen ve iş işten geçtikten sonra “önleyici” sağlık uygulamalarını mecburi kılan Amerika’da, 2007 yılı toplam sağlık harcamaları yaklaşık yüzde 6.9 oranında, yani enflasyonun iki katı oranında artarak 2.4 trilyon dolara ulaştı. Bu para aynı yılın GSYH gelirinin yüzde 17’sine eşit…
Yakında görüşmek üzere…
(Selen Tamer Lakay – 09.03.10)
MCT - Management Centre Türkiye
Kurumsal İletişim Müdürü
Selen Tamer Lakay kimdir: http://www.isteinsan.com.tr/isteinsan_gazete/portre/is_te_portre_selen_tamer_lakay.html







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin