| |
 |
|
 |
| |
| |
| |
  |
|
Zam yoksa bari otomobil verin!
Batı'da sunulan yan faydalar, ücret paketinin yüzde 20-25'ini oluştururken, Türkiye'de yüzde 13-15'te kalıyor. Her iki kişiden biri ise imkanları yetersiz buluyor.
Günümüzde şirketlerin hemen hepsi işletme hedeflerine ulaşmaya çalışırken dönem dönem insan yönetimi sorunlarıyla karşılaşıyor. Türkiye'deki düşen enflasyon ortamında, özellikle zam dönemlerinde bu sorun belirgin şekilde ortaya çıkıyor. Bu anlamda, yan haklar olarak adlandırılan ücret paketini tamamlayıcı nitelikteki imkanların sağlanması önem kazanıyor. Gelişmiş ülkelerde yan haklar, toplam ücret paketinin yüzde 20-25'ini oluşturuyor. Ancak Türkiye'de bu oran yüzde 13-15'i geçmiyor. Araştırma şirketi Mercer'in 150 çalışanı olan yabancı sermayeli bir firmada yaptığı araştırmaya göre çalışanların sadece yüzde 56'sı sahip oldukları yan hakların ihtiyaçlarını karşıladığını belirtiyor. Oysa çalışan memnuniyeti sağlamak için belli bir fon ayrılan bu hakların çok daha yüksek bir tatmin yaratması beklenmeli. Şirketlerin çalışanlarına ücretin yanı sıra yan faydalar sunması, Batı'da çok eskilere dayanıyor. Örneğin yan hak dediğimizde akla ilk gelen sağlık sigortası ABD'de 1910 yılında Montgomery Ward adında bir perakende satış şirketi tarafından başlatılmış. Özel sağlık sigortaları Fransa'da 1945, Türkiye'deyse 1990'lı yılların başlarında karşımıza çıkıyor. Türkiye'ye ilk grup sağlık sigortası 1991'de yabancı sermayeli bir şirket tarafından getirilmiş.
Yabancılar ön ayak Türkiye'deki gelişime bakıldığında yan haklardaki hareketlenme 1970'lerin ortalarında sendikal hareketlerle başlıyor, genele yayılması 1980'lerin ortalarını buluyor. Eskiden otobüs, dolmuş gibi toplu taşıma araçlarıyla işe gelinirken 80'lerle birlikte özel servis araçları devreye giriyor. Sigorta ürünleri 1990'larda, özel emeklilik uygulaması da son beş senedir hayatımızda. 2008'de ise yabancı ortaklı büyük şirketlerin ağırlıkta olduğu toplamda 133 şirket, çalışan hesaplarına emeklilik katkı payı yatırıyor. Sağlık sigortasının geçmişiyle karşılaştırıldığında özel emekliliğin büyüme hızının çok daha yüksek olduğu görülüyor. Günümüzde artık adaylar, iş görüşmesinde mülakat yapan şirket temsilcisine "Servis var mı ya da yemek fişi veriyor musunuz?" gibi soruları sormayı gereksiz buluyor. Bu yan hakların zaten mevcut olduğu düşünülüyor. Hatta hayat ve sağlık sigortası da mutlaka verilmesi gereken haklar olarak algılanıyor. Yeni ve favori olan yan hak ise bireysel emeklilik planları. Adaylar artık iş görüşmelerinde "Sizde bireysel Barış Tişli, çalışanların büyük çoğunluğunun hâlå yüksek zam ödülünü tercih ettiğini belirtti. emeklilik var mı?" diye soruyor.
Yüksek maaşla başlamak Yan haklar; çalışanların bireysel ihtiyaçlarını gidermeyi, işe alımlarda pozisyonun cazibesini artırmayı, kuruma olan aidiyeti yükseltmeyi, kilit pozisyondaki çalışanları elde tutmayı ve tabii çalışanın işini daha iyi yapmasını amaçlıyor. Bu amaçların ulaşılıp ulaşılmadığın görmek üzere Mercer'ın Türkiye'de yaptığı "Şirket çalışan yan hakları değerlendirme anketi" sonuçlarına göre, çalışanlar en çok şirket otomobili talep ediyor. Sağlık sigortası en çok önem verilen, fakat en az memnun olunan yan hak. İşveren açısından ise işin devamlılığını sağlayacak, maliyeti kontrol altında kolay tutulabilecek olduğundan sağlık sigortası başı çekiyor. Onu bireysel emeklilik planları izliyor. Ulaşım servisi ve yemeği bir yana bırakırsak en çok temin edilen yan hakların başında sağlık sigortası geliyor. Yabancı ortaklı veya yerel büyük şirketlerin yüzde 90'ı sağlık sigortası yapıyor. Onu hayat sigortası, pozisyona göre şirket arabası ve cep telefonu izliyor. Ancak Türkiye'de çalışanların memnuniyetinin artırılması için verilen yan hakların yeterli tatmini yaratmaması önemli bir sorun. Gelişmiş ülkelere bakınca bizde pek yaygın olmayan kreş yardımı, kulüp üyeliği, ev sigortası, süpermarket indirim çekleri, ücretli izin, eğitim yardımı, spor tesisi üyeliği gibi seçeneklerle paket genişliyor. Diğer yandan çalışanların memnuniyetinin artırılması için esnek yan haklar programları bir seçenek olarak düşünülmeli. Mevcut durumda çalışanların büyük çoğunluğunun yüksek maaşlı işleri tercih ettiğini belirten Mercer'den Barış Tişli, 1990'lardaki hiper enflasyonu yaşayanlar için 'sıcak paranın' yani yüksek oranlı ücret zamlarının yerini hala hiçbir şeyin tutmadığını anlatıyor. İşverenlerin yan hakların maliyetleri ve çalışana değeri konusunda daha etkili bir iletişimde bulunması gerektiğine dikkat çeken Tişli, sözlerine şöyle devam ediyor: "Düşen enflasyon ortamında zamlar, çalışanları eskisi kadar tatmin etmiyor. Alışılan yıllık yüzde 50-60 zamlar artık verilmediği için yan hakların önemi arttı". Ekonomik şartlar nedeniyle yıldızı parlayan yan hakları seçme hakkının çalışanlara verilmesini öneren Tişli, ayrıca yan haklar memnuniyetinin belli aralıklarla ölçülmesini tavsiye ediyor.
Neşe Mesutoğlu
|
|
|
|