| |
 |
|
 |
| |
| |
| |
  |
|
"Hayat kitaplarda yazandan çok farklı"
Denizbank Genel Müdür'ü Hakan Ateş, hayatı farklı renkleriyle görmeyi başarmış bir yönetici. Profesyonel hayatına yön veren ise tecrübeleriyle artan enerjisi ve kollektif akla olan inancı.
- Hiçbir zaman yıldızların peşinde koşmadık. Kişilik profili olarak benimsediğimiz arkadaşlarımızla bir araya gelmeye gayret gösterdik. Sonra onlar konularında birer yıldız oldular
Sektörlerinde fark yaratan profesyonellerin başarı öykülerini anlattığımız İşTcell'le Kazananlar dizimizde bu hafta, genç bir banka Denizbank'ın yönetim kurulu üyesi ve genel müdürü Hakan Ateş'i ağırladık. Ateş, daha okul yıllarında edindiği, benzersiz renkler ve seslerle dolu iş tecrübesi kadar iç enerjisiyle de karşısındakini harekete geçiren bir profesyonel. Bulunduğu yerden Türkiye'nin geleceğiyle ilgili görebildikleri, şirketlerin başarısı için verdiği tüyolar ve başarının nasıl algılanmasıyla ilgili etik duruşu kulak vermeye değer.
Çocukluğunuzda ne olmayı isterdiniz? İlk, orta ve liseyi TED Ankara Koleji'nde okudum. Çok haşarı bir çocuktum. İlkokul öğretmenim Rezzan Hanım "Doğruluk" adında bir operet yazmıştı. Hocam bende bir ışık gördü ve bana başrolü verdi. O role seçilmem büyük sürprizdi ama çok başarılı oldum. Daha sonra Ankara Radyosu'ndan Çocuk Saati programı için geldiler. O vesile ile radyoculuk sınavına girdim, kazandım. ODTÜ İşletme Fakültesi'nden mezun olana kadar da TRT'de radyo sanatçısı olarak çalıştım.
Çok farklı bir tecrübe bu, sizi nasıl etkiledi? Daha çocuk yaştan mikrofonu öğrenmek hayatımı farklılaştırdı. Bu tecrübem sayesinde toplumun nabzını yakalayabildiğimi düşünüyorum. Hitap yeteneğime büyük etkisi oldu. Profesyonel iş hayatımın 29'uncu yılındayım ve tüm bu tecrübenin çok önemli oluğunu söyleyebilirim.
Nasıl projelerde yer aldınız? Birçok büyük ustayla, kıymetli hocalarla çalıştım. Sadece radyoyla da kalmadı. Televizyon için diziler ithal edildiğinde Arsen Lüpen, Beyaz Gölge, Şeker Kız Candy gibi dizilerde seslendirme yaptım. Beyaz Gölge'de başrollerden birini seslendiriyordum. Şeker Kız Candy'nin kayıtlarına girdiğimizde hem metni Türkçe'ye çeviriyor hem seslendiriyorduk. Güzel de para kazanıyordum. Köksal Engür, Rüştü Asyalı gibi isimlerle stüdyo piyesleri, skeçler oynuyorduk. Dönemin en beğenilen programlarında yer aldım.
Eğitiminize olumsuz etkisi oldu mu? Sene kaybetmedim ama çok da parlak bir öğrenci değildim. Seslendirmeyi, üniversiteyi bitirip İş Bankası'nın teftiş kuruluna girince bırakmak zorunda kaldım. İş Bankası'na ilk girdiğimde radyodan kazandığımdan daha az kazanıyordum.
O halde finans sektörüne girmeyi istiyordunuz. Ben aslında tiyatroya kaymayı düşünüyordum ama annem "Önce bir mesleğin olsun, tiyatroyu yine yaparsın" dedi. Ben bu mantığa inanmıyorum. Sanatçılık, dünyanın her yerinde önemli bir meslek. Anlayacağınız İş Bankası'nın müfettiş yardımcılığı sınavına annemin manevrasıyla girdim ve kazandım.
Peki alışmanız kolay oldu mu? İş Bankası başlangıç için çok iyi bir okul oldu. Özellikle bankanın İstanbul grubuna geldikten sonra önümde bambaşka bir dünya olduğunu gördüm. Balat, Kartal, Eyüp şubeleri derken önce İstanbul'u, Anadolu turneleri sırasında da Türkiye'nin geri kalanını tanıma imkânım oldu. Müfettişliğin bana en büyük katkısı buydu. Dört yıl boyunca Anadolu'yu gezdim. Ülkemizin güzel insanını tanıma şansım oldu. Okul yıllarında devrimciydik. Üniversite duvarlarının ardında devrim yapılamayacağını anladım. Anadolu'yu tanıyacaksın; gerçek hayat ideolojik kitaplarda yazandan çok farklı.
Nasıl anılarla ayrıldınız Anadolu'dan? Ben briç oynarım. Kelkit'e gittiğimde şehir kulübünde kağıt oynamaya davet edildim. Önce pişpirik gibi bir oyun oynanır, sıkılırım diye düşünüyordum. İçeri bir girdik masalarda briç jargonu konuşuluyor. Masaya oturdum ve oyunu batırdım. Yanımda oturan kasketli amca bana öyle bir ders verdi ki anlatamam. Briç uzmanlarının kitaplarında bile göremeyeceğiniz, mükemmel bir taktikti verdiği. O gün kolejden, üniversiteden mezunum diye hayat mektebinde okumuş birine büyüklük taslamamam gerektiğini öğrendim. Ummadığınız kişilerden ummadığınız dersler alabilirsiniz.
Bankacılıkta nasıl bir yol izlediniz? Müfettişliğim sırasında Interbank'tan teklif geldi. Kabul ederek İstanbul'a geldim. Dokuz sene çalıştım. Bu sırada Ankara'ya her gidişimde kimseye çaktırmadan bir iki seslendirmeye katılıyor, hem arkadaşlarımı görüyor hem de hasretimi dindiriyordum. Dokuz senenin ardından Doğuş Grubu'na geçtim. Bank Ekspres'te genel müdür yardımcısı olarak çalıştıktan sonra, rahmetli Ayhan Şahenk bana Moskova'daki GarantiBank Moscow'u kurma görevini verdi.
Zor bir deneyim miydi? Lisansın dolmasına üç ay kalmışken görevi üstlendim. Yeltsin'in seçimleri kazandığı hafta Moskova'ya gittim ve kurucu genel müdür olarak bu görevi yerine getirdim. Hâlâ başarılı bir şekilde çalışmaya devam ediyor, bu bankayla gurur duyuyorum.
Zorlu Grubu'yla yollarınız nasıl kesişti? İki senenin sonunda Zorlu Grubu'ndan teklif aldım. Bir banka kurmak için ön izin alınmıştı. Ne genel müdür, ne personel, ne şube, hiçbir şey yoktu. Bana çok zorlu ama keyifli geldi. 1997'nin Nisan ayında Ahmet Bey'e Rusya'dan bir mektup yazarak kendimi anlattım. Vizyonum, değerlerim, stratejik planım nedir, rakipleri nasıl algılıyorum, nasıl bir pozisyon alacağım ayrıntılı yazdım. Ve tüm yazdıklarımı uyguladık.
Nelere dikkat ettiniz kurulma aşamasında? Tek arzum aileden kimsenin yönetimde olmadığı, kurumsal yönetişimle idare edilen bir banka olmasıydı. Nitekim buna, dünya çapında bir örnek oluşturduk. Zorlu ailesinin hiçbir üyesi olmadan, tamamen profesyonel yönetimle bankayı kurduk.
Bugün nasıl bir noktada Denizbank? Aradan 11 yıl geçti ve şu anda banka 8 bin 500 çalışanı, 360 şubesi olan, kriz döneminde herkes elini eteğini işten çekmişken büyüyen bir banka oldu. Mesela tarımda en yüksek kredi hacmine ulaşan özel bankayız. Denizbank için çiftçiyi tefecinin elinden kurtardı diyorlar. İnanın bunu duymak benim için her şeyden önemli.
Fikirlerine önem verdiğiniz biri var mıdır? Büyük kararlarımı babama danışarak alırım. Babam İTÜ Elektrik Mühendisliği mezunu ve halen günde sekiz saat enerji projeleri çiziyor. Benim de hayatım boyunca hep bir iç enerjim vardı. Her iş iyi yapılsın, insanlar bir araya gelsin gayretindeyim. Bankadaki tüm çalışma arkadaşlarım, yönetim kurulu, murahhas azalar başarımızın bir parçası. Benim doğru insanları seçebilme ve onları bir arada tutabilme yeteneğim, başarılı olmamada rol oynamıştır. Her zaman yolumu aydınlatabilecek kolektif aklı seçmeyi başarabilmişimdir.
Sektörde öne çıkmak için nelere dikkat etmeli? Bizim bankayı kurduğumuz dönemde krizler, depremler, 11 Eylül oldu. Hiçbir gün oh diyemedik. Bankalar belirsizlikten hoşlanmaz ama biz kamu görevi yapıyoruz. Her koşulda bunu yapmayı sürdürebilmeliyiz. İşin altın kuralları hiç değişmez. 81'inci sırada başladığımız sektöre, özel bankacılıkta altıncı sırada devam ediyoruz.
Nasıl ekip arkadaşlarını tercih ediyorsunuz? Hiçbir zaman yıldızların peşinde koşmadık. Kişilik profili olarak benimsediğimiz arkadaşlarımızla bir araya gelmeye gayret gösterdik. Sonra onlar konularında birer yıldız oldular. İnsanları seçerken özgeçmişine, eğitimine bakarsınız ama Harvard ya da Sorbonne'dan diplomalı diye peşinde koşmak yanlış olur. Biz kendi insanımıza önem verdik. On yıllık bir bankayız ama yöneticilerimizin yüzde 80'i, içeriden yetişmiştir.
İşinizde teknolojinin önemi nedir? Sermayedar, insan ve teknoloji bankacılıkta üç önemli faktördür. İyi teknolojiniz yoksa iyi insanı çekemezsiniz. İyi teknolojiyle çalışmak çalışanlarımızı ve müşterilerimizi mutlu edebilmenin tek yolu. Mobil iletişim teknolojileri ve internet başta olmak üzere alternatif dağıtım kanallarının her türlüsünü kullanıyoruz. Cep telefonundan müşterilerimiz her türlü işlemini yapabiliyor. ATM veya kredi kartınızla başvurduğunuzda şifreniz cep telefonunuza geliyor. Anlayacağınız teknoloji deyince akan sular duruyor.
Geleceğin sektörleri hangileri olacak? Bankacılık vazgeçilmez. Dünyada kaynakların akılcı dağılımına hizmet eden başka bir aracı sektör yok. Finans sektörünün dışında Türkiye için önemli diğer sektörler, tarım, turizm, gemicilik, eğitim, sağlık, altyapı -ki buna telekomünikasyon ve ulaşım da giriyor, enerji ve spor. Bu alanlar büyük yatırımlara gebe.
Başarının bir formülü var mıdır? Başarıyı istemek lazım. Yeterince isterseniz sizi emelinize ulaştırır. Başarının tanımları farklıdır. Benim tanımımı toplumun kabul edip etmemesi önemli değil. Başarıyı ekonomik ölçütlerle ölçmeyi kabul edemem. Başarı içinizdeki arzudur, biyoritminizi yukarıda tutar.
Zeynep Yosun AKVERDİ
|
|
|
|