"Kriz döneminde liderlik" masaya yatırıldı
Liderler kriz döneminde ne yapmalı? İnsan çıkarmak çözüm mü yoksa yeni sorunların başlangıcı mı? İşte İnsan’ın düzenlediği “Zor Zamanlarda Liderlik” panelinde hem bu sorulara yanıt arandı hem de karar vermenin her geçen gün zorlaştığı şu günlerde liderler için yol haritası çizildi
İŞ’TE İNSAN – 01.03.09
Onur UYSAL
onur.uysal@sabah.com.tr
İşte İnsan’ın düzenlediği “Zor Zamanlarda Liderlik ve Yönetim” konulu panelde iş dünyasının önemli isimleri bir araya geldi. Kriz dönemlerinde önemi bir kat daha artan liderliğin masaya yatırıldığı panele katılan isimler hem kendi sektör ve şirketlerinin krizden ne derecede etkilendiğini hem de uyguladıkları çözümleri anlatırken, katılımcılar bu zor dönemde bir liderin taşıması gereken özellikleri kriz deneyimli yöneticilerden dinleme fırsatı oldu.
İşte İnsan Yayın Koordinatörü ve Forbes Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Burçak Güven’in moderatörlüğünde düzenlenen “Şirketler krizde ne yapıyor? Biz ne yapabiliriz?” başlıklı panelin konuşmacıları ise AvivaSA Genel Müdürü Meral Ak Egemen, Finansbank İK’dan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Murat Bayburtluoğlu, Eti Grubu Eski CEO’su ve danışman Hazım Ellialtı, Hay Group Türkiye Genel Müdürü Ayşın Argüden ve Dow Chemical Türkiye Finans Direktörü Merih Alanbay oldu. Katılımcıların ilgiyle takip ettiği ve zaman zaman sorularıyla eşlik ettiği panelde krizin etkileri ve ne zaman sona ereceğine dair tahminler öne sürüldü.
Kararları kalabalıklara bırakın
İşte İnsan yazarlarından Hande Yaşargil Ataşağaoğlu’nun “Zor zamanlarda liderlik ve yönetim” konulu sunumuyla başlayan panelde kriz döneminde lider ne yapmalı sorusuna cevap arandı. Şirketlere ve liderlere bu zor ve sıkıntılı dönemi aşma konusunda yardımcı olabilecek çözüm yollarına değinen Yaşargil konuşmasına “Kriz global, maalesef etkileri de global olacak” sözleriyle başladı. IMD (Dünya Rekabet Merkezi) tarafından hazırlanan rapor Yaşargil’in görüşünü bir adım daha öteye götürerek Türkiye’nin Macaristan ve Baltık Ülkeleriyle birlikte krizden en fazla etkilenecek “kırılgan” olarak adlandırılan ülkelerden biri olduğuna dikkat çekiyor. Bu kırılganlığın etkilerinin yalnızca ekonomik boyutta olmayacağına, krizin toplumların yaşayış biçimlerini, sosyal yapılarını ve bireylerin psikolojisini değiştireceğine değinen Ateşağaoğlu’nun üzerinde durduğu konulardan biri de kriz döneminde liderlerin nasıl bir aksiyon içinde olacağı konusuydu. “Krizi nereden destek alarak yöneteceğimiz belli değil” diyen yönetici koçu, krizi bir havacılık terimi olan türbülans ile özdeşleştiriyor. Bu durumun bir kaos olmadığını ancak tıpkı türbülans anındaki gibi karar almayı zorlaştırıcı ve sebep-sonuçların iç içe geçtiği bir tablo çizdiğini ifade ediyor. Ancak bu tabloyu değiştirecek net bir hareket planının olmadığı konusunda yöneticiler de hemfikir. Uluslararası yönetim ve danışmanlık firması Booz&Co.’nun araştırmasına göre yöneticilerin yüzde 40’ı sahip oldukları ekiplerin krizle baş edebilecek inandırıcı bir plana sahip olmadığı görüşünde. Yüzde 46’sı da planları olsa dahi hayata geçiremeyeceklerini düşünüyor. Yöneticilerin karar vermede zorlandıkları bir dönemden geçtiğine dikkat çeken Ateşağaoğlu, London Business School profesörlerinden Lynda Gratton’ın içinde bulunduğumuz dönemi aşma konusunda liderlere yönelik hazırladığı reçeteyi örnek gösteriyor. Prof. Dr. Gratton, kriz döneminde ‘yaygın’ liderlik kavramını ortaya atan isim. “Büyük kararlar almayı güçlü ve az sayıdaki gruplara değil akıllı kalabalıklara bırakın” diyen profesör, yönetim kurullarında daha fazla kadın yöneticinin yer alması gerekliliğine değiniyor.
“Yeni bir dalgalanma yaşamamız olası”
Panelin konuşmacılarından Dow Chemical Türkiye Finans Direktörü Merih Alanbay’ın bu konudaki tahmini krizin tam ortasında olunduğu yönünde. “Yeni bir dalgalanma yaşamamız olası” diyen Alanbay, krizin ne zaman sona ereceğine dair gerçekçi bir tahminde bulunmanın son derece zor olduğunu söyledi.
AvivaSA Genel Müdürü Meral Ak Egemen ise krizin bireysel emeklilik ve sigorta sektörüne etkisi konusunda “Son altı ayda işlerimizde yüzde 20 artış oldu. Bu kriz bize yaradı. Her ne kadar mevcut müşterilerimizden kaybettiklerimiz olsa da bireysel emekliliğe olan ilgi geçen yılın aynı dönemine göre arttı” değerlendirmesi yaptı. Ekim-Kasım döneminde 350 kişilik yeni alım gerçekleştirdiklerini belirten Egemen, kriz döneminde şirket olarak iletişime daha fazla önem verdiklerine değiniyor. “Çalışanlarıma güven verecek konuşmalar yapıyorum. Ekibimi kaybetmek istemediğimi ancak kriz döneminde karşılıklı güvenin esas olduğunu söyledim. Aslında söylediğimiz şey zam yapmayacağımız ya da prim vermeyeceğimiz. Ancak bunu nasıl söylediğiniz böyle dönemlerde daha fazla önem kazanıyor” diyen Egemen, kriz zamanında iyiyle kötünün daha net ayrıştığını da belirtti.
Unilever’de 20 yıl üst düzey yöneticilik yapan ve son olarak Eti’nin CEO’luğunu yapan Hazım Ellialtı da bu görüşe katılıyor. “Ama global ama yerel, ortalama olarak beş yılda bir krizle karşı karşıya geliyoruz” diyen Ellialtı’nın krizin ne zaman sona ereceğine dair tahmini 2011.
“İşi İK’ya bırakmak kaçak dövüşmektir”
“Önce Çin krizden kurtulur, ardından da Amerika. Bundan altı ay sonra Avrupa, Avrupa’dan altı ay sonra da Türkiye krizi atlatır diye tahmin ediyorum. Dua edelim de Çin bu krizden bir an önce çıksın” diyen Hazım Ellialtı, işi tamamen insan kaynaklarına bırakmanın ‘kaçak dövüşmek’ olduğunu dile getirdi. Krizin yalnızca bir fonksiyona bırakılamayacağının altını çizen deneyimli yöneticinin bir eleştirisi vardı. İnsan kaynaklarının sürekli birbirine benzer çalışanlar seçtiğini, işe alım süreçlerinin tüm şirketlerde birbirine benzer hale geldiğini söyleyen Ellialtı “Artık insanların suratına bakarak hangi şirkette çalıştığını kestirmek mümkün. Şirketlerde birbirinin bir birinin kopyası çalışanlar istihdam edilir oldu. Oysa kriz dönemlerinde birbirinden keskin farklılıkları olan insanlara ihtiyaç duyarsınız” diyor.
Murat Bayburtluoğlu / Finansbank GMY
“Karlarımız arttı”
Bu kez bir krizi biz yaratmadık. O yüzden kontrolü de bizde değil. Ancak geleceğini bilsek de hiçbirimiz krizin büyüklüğünü öngöremedik. Krizden önce sürekli eleman aldık, yokuş aşağı giden bir arabaya doluştuk, üstüne gaza da bastık. Sonunda bir yere vuracağımız da belliydi. Ama artık önceliklerimiz değişti. Eskisi gibi her yerde şube açmıyoruz. Yılda 100 şube yerine 15 şube açıyoruz. Yılda 2 bin 600 kişi işe alırken bu rakam 900’e düştü. Tabii bankacılık sektörü hala karlı. Para kazanmaya devam ediyoruz, karlarımız arttı. Bazı kısıntılara da gittik. Örneğin izni birikmiş bazı çalışanlarımızı haftada dört gün çalıştırıyoruz. Fazla mesailere de sınırlama getirdik.
Ayşın Argüden / Hay Group Türkiye Genel Müdürü
“Türk şirketleri daha tutucu”
Ücret artışları bu yıl beklendiği gibi standartların altında. Örneğin krizden en fazla etkilenen otomotiv sektörü zam konusunda daha tutucu. Bu yıl şirketlerin yüzde 14’ü zam yapmayacağını açıkladı. Ancak Türk şirketleriyle yabancılar arasında fark var. Türk şirketleri ortalama yüzde 4.5 zam öngörürken yabancılarda bu rakam yüzde 10’un üzerinde. Pek çok şirket yönetici pozisyonundakilere zam yapmıyor. İlaç ve petro-kimya en iyi durumda olan iki sektör. Perakende ise zam konusunda en altta yer alıyor. Performansa göre ücret verme Türkiye’de çok yaygın olarak kullanılmıyor. Belki kriz döneminde buna geçişler olabilir.
Hazım Ellialtı / Danışman
“Suni hareketlerden kaçının”
İnovatif bir yaklaşımın başarılı olma şansı binde üç. Bu dönemde inovasyona yönelik çalışmalar iyice azalacaktır. Böyle zamanlarda iş yapabilme gücü yüksek kişiler lazım. Paylaşan, cesur olan ve şefkat gösteren liderlerle bu kriz aşılabilir. Böyle dönemlerde yapılan suni hareketler çalışanlar tarafından algılanıyor. Bu yüzden ne aşırı iyimser bir tablo çizmek ne de sınır koymak doğru olur. Yabancı şirketler her konuda daha açık. Türk şirketleri ise her şeyi saklı tutar, karanlıkta koşmayı daha çok sever.
TOPLANTIDAN ÇIKAN BAŞLICA MESAJLAR
- Adam çıkarmak en son çözüm olsun. Eğer illa ki çıkaracaksanız bunu doğru bir iletişimle gerçekleştirin.
- Yeni bir projeye başlamak için doğru bir zamanda değiliz.
- Elinizdeki yeteneği kaybetmemek için çaba gösterin.
- Gerektiğinde ‘Hata yaptık’ demekten kaçınmayın.
- Çalışanlarınızla asla iletişimi kesmeyin.
- Bu dönemlerde şirket içi dedikodularda artış yaşanacaktır, kulak asmayın.
- Liderin bu süreci yönetmek için önce kendini yönetmesi gerekir. Kontrolü kaybetmeyin.
- Hem kıvrak hem de muhafazakar bir lider olun.







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin